Gece Devriyesi: Rembrandt'ın Dev Tuvali
Adında 'gece' geçen ama hiç gece tasvir etmeyen bir tablo; mağaralarda saklanan, bıçaklarla parçalanan, kenarlarından kesilen bir başyapıt. Rembrandt'ın bu devasa eseri, boyanmadığı bir geceyi taşıyan isminden çok daha karmaşık bir hikâyeye sahip.
Rijksmuseum'un salonlarında dolaşan biri, aniden hareketin ortasında kalır: öne çıkan askerler, emir veren bir yüzbaşı, aralarına katılmış bir davulcu ve karanlığın içinde parlayan tuhaf bir kız figürü. Bu, Rembrandt van Rijn'in 1642'de tamamladığı Gece Devriyesi'dir. Yüzyıllar boyunca bu sahnenin geceyi tasvir ettiği düşünüldü, oysa karanlık, zamanla tablo üzerinde biriken vernikten kaynaklanıyordu; aslında gündüz vakti bir toplanma sahnesiydi.
Eserin gerçek adı Yüzbaşı Frans Banninck Cocq ve Milis Birliği'dir. Siyahlar giyip kırmızı kuşak takan Cocq, tabloyu 1639 civarında, kendi milis birliğinden on yedi kişiyle birlikte sipariş etti. Her biri resimde yer almak için yaklaşık yüz florin ödedi; adları daha sonra, 1715 civarında eklenen bir kalkan üzerine yazıldı. Tabloda toplam otuz dört figür bulunuyor — ödeme yapan on sekiz kişiden çok daha fazlası, çünkü Rembrandt ücretsiz eklediği bir davulcunun yanı sıra, belinde ölü bir tavuk taşıyan gizemli bir kız çocuğunu da sahneye kattı; bu figür, milislerin arkebüzcü geleneğine bir gönderme taşıyordu.
Rembrandt bu sipariş için 1600 florin aldı, dönemi için oldukça büyük bir meblağ. Eser, o dönemde farklı ressamlara sipariş edilen yedi benzer grup portresinden biriydi. Bazı tarihçiler bu sipariş dalgasını, Fransız Kraliçesi Marie de Médici'nin 1638'de Amsterdam'a gelişiyle ilişkilendiriyor. Kraliçe, oğlu XIII. Louis tarafından sürgüne gönderilmişti, ama Hollanda başkenti onu büyük bir tören ve gösteriyle karşıladı.
Tablonun ölçüleri döneme göre olağanüstüydü: 3,63 metreye 4,37 metre. Bu boyut yüzünden Rembrandt'ın Amsterdam'daki atölyesine sığmadığı ve eserin bahçesinde kurulan bir barakada tamamlandığı düşünülüyor; ancak bu, kesin bir bilgi değil, bir çıkarımdır. Sonuç, geleneksel donuk milis portrelerini, ışık ve gölgeyle dramatik bir sahneye dönüştürdü.
Başlangıçta Kloveniersdoelen'in Büyük Salonu'nu süslemek için sipariş edilen tablo, sonraki yüzyıllarda birçok kez yer değiştirdi. 1715'te Amsterdam Belediye Sarayı'na taşındığında, muhtemelen iki sütun arasına sığdırmak için dört kenarından kesildi — dönemin yaygın ama yıkıcı bir uygulamasıydı. Bu kesim, sol kenardaki iki figürü, kemerin üst kısmını, korkuluğu ve basamağın kenarını yok etti; kayıp parçalar hiçbir zaman bulunamadı. Ancak Gerrit Lundens'in 17. yüzyıldan kalma bir kopyası, orijinal kompozisyonu bugüne taşıyor.
Sanat kategorisinden
Deniz Kenarında Keşiş
Uzun bir elbise içindeki tek bir figür, boş ve gri bir denize bakıyor — ve bu boşluk, sergilendiği anda büyük bir tartışma yarattı. 1810'da Berlin'de görücüye çıktığında kimse bu tabloyla ne yapacağını bilemedi.
Carnation, Lily, Lily, Rose
Bir Amerikalı ressam, İngiliz bir bahçede her akşam birkaç dakikalığına beliren mor alacakaranlığı yakalamak için batan güneşle yarıştı — ve bu yarış iki yıl sürdü.
The Apotheosis of Washington
ABD Kongre Binası'nın kubbesine bakarsanız, bulutların arasında tanrılaştırılmış George Washington'u görürsünüz — bir kurucu babanın söylenceye dönüştüğü an, tavana kazınmış hâlde.
Cupid’in Öpücüğü ile Yeniden Canlanan Psyche
Uykudaki bir ceset, ona değen bir kanat ucu ve mermerin nefes almayı öğrendiği o an — Antonio Canova'nın göze aldığı imkânsız sahne.
Felemenk Atasözleri
Bir köy meydanına bakın: bir adam sütuna dişleriyle asılıyor, bir başkası gün ışığını sepetle taşıyor, bir kadın kocasına mavi bir pelerin giydiriyor. Her hareket bir şaka — dilini bilene.
14 Yaşındaki Küçük Dansçı
Üzerinde gerçek bir tütü, başında insan saçından bir peruk vardı — ve 1881'de onu gören eleştirmenler sanki iğrenç bir şeyle karşı karşıyaymış gibi geri çekildiler.