24 Ağustos 410: Roma'nın Yağmalandığı Gün
Sekiz yüzyıldır dünyayı yöneten şehir, bir ağustos gecesi kapılarını 'barbar' dediği adamlara açtı. Sabaha kalmadan Roma'nın dokunulmazlık efsanesi sona ermişti.
24 Ağustos 410'da, surların dışında aylarca süren kuşatma ve pazarlıkların ardından Roma, Vizigot kralı Alaric'e teslim oldu. Şehir onlarca yıldır Batı Roma'nın idari başkenti değildi; bu unvanı önce 286'da Mediolanum, sonra 402'de Ravenna almıştı. Yine de Roma, 'ölümsüz şehir' olarak imparatorluğun manevi kalbi konumunu koruyordu ve neredeyse sekiz asırdır, MÖ dördüncü yüzyılda Brennus önderliğindeki Galyalılardan bu yana, hiçbir yabancı ordu surlarını aşamamıştı.
Gece çöktüğünde Alaric'in savaşçıları sokaklara yayıldı. Ardından gelen şey tek bir çarpışma değil, o akşam başlayıp üç gün süren bir yağma ve talan dalgasıydı; evler, tapınaklar ve kamu binaları sırayla ele geçirildi. 382 antlaşmasından beri Roma'nın huzursuz federe müttefikleri olan, hatta bir zamanlar Stilicho gibi Romalı komutanların emrinde savaşmış olan Vizigotlar, şimdi kendi hizmet ettikleri şehrin sokaklarında ilerliyordu.//
Kargaşa içinde Alaric'in adamları şehrin zenginliğine el koydu; altın, gümüş ve asırlar boyunca birikmiş Roma hazineleri mahalleden mahalleye taşındı. Siyasi açıdan çok daha değerli bir şey de ele geçirildi: İmparator Honorius'un kız kardeşi Galla Placidia, rehin alınarak yıllarca Vizigot sarayına bağlı bir kaderin içine sürüklendi.
Yıkım sokak sokak yayılırken, şok dalgası anında çok daha uzağa ulaştı. Konstantinopolis'te haberi alan Doğu Roma İmparatoru II. Theodosius, doğrudan yönetmediği ama hâlâ derin bir saygıyla anılan bu şehir için üç günlük yas ilan etti.
Doğuda, Beytüllahim'de yaşayan Hieronymus, haberi büyük bir keder içinde karşıladı ve tarihe geçecek şu cümleyi yazdı: 'Roma yok olabiliyorsa, ne güvende olabilir?' Onun bu acısı, o gece ve o günlerde pek çok kişinin hissettiğini özetliyordu.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.