Irena Sendler: 2500 Çocuğu Kurtaran Kadın
Kurtardığı çocukların gerçek adlarını cam kavanozlara gizleyip bir elma ağacının altına gömdü — işkence bile onu konuşturamadı.
Irena Sendler, 15 Şubat 1910'da Varşova'da doğdu. Doktor olan babası, diğer hekimlerin tedavi etmeyi kabul etmediği Yahudi çocuklara bakıyordu; bu hastalardan bulaştığı bir enfeksiyon yüzünden Şubat 1917'de hayatını kaybetti. Babasının ölümünün ardından Yahudi cemaati, dul kalan anneye maddi yardım teklif etti — küçük Irena'da derin bir iz bırakan bir jest. Çocukluğu, Yahudi nüfusun yoğun olduğu Otwock'ta geçti; ailesi daha sonra Tarczyn'e ve Piotrków Trybunalski'ye taşındı.
Sendler, Varşova Üniversitesi'nde önce hukuk, ardından Polonya edebiyatı okudu. Üniversitelerde Yahudi öğrencilere dayatılan ayrımcı 'getto sırası' uygulamasına açıkça karşı çıktı ve kendi not karnesindeki 'Yahudi olmayan' işaretini kasıtlı olarak bozdu. Sol görüşleri ve Yahudi dostu tutumu yüzünden üniversiteden gelen olumsuz referanslar, öğretmenlik iş bulmasını defalarca engelledi. Bunun yerine sosyal hizmet alanında çalıştı; Profesör Helena Radlińska'nın önderlik ettiği Özgür Polonya Üniversitesi çevresine katıldı — bu grubun üyeleri ileride kurtarma ağının belkemiğini oluşturacaktı. 1935'ten itibaren Varşova Sosyal Yardım ve Halk Sağlığı Dairesi'nde çalıştı.
Almanya, Eylül 1939'da Polonya'yı işgal edince işgal yönetimi, sosyal yardım dairesindeki Yahudi personeli görevden aldı ve dairenin Yahudi sakinlere yardım etmesini yasakladı. Sendler ve Polonya Sosyalist Partisi'ne bağlı meslektaşları buna sessizce boyun eğmedi; sahte belgeler üretmeye ve yardım örgütlemeye başladılar. Bu çalışma zamanla çok daha tehlikeli bir hâle evrildi.
Ekim 1943'ten itibaren Sendler, Yahudilere Yardım Konseyi Żegota'nın çocuk bölümünün başına geçti. Jolanta kod adıyla çalışan Sendler, Varşova Gettosu'ndan Yahudi çocukları dışarı çıkarmaya, onlara sahte kimlikler sağlamaya ve gönüllü Polonyalı ailelerin, yetimhanelerin ve manastırların yanına yerleştirmeye yardımcı oldu. Bu çocukları ve onları barındıran aileleri korumak için 3.000'den fazla sahte belge hazırlandı.
Gestapo, onun yeraltı örgütüyle bağlantısından şüphelenince Ekim 1943'te Sendler'i tutukladı. İşkenceye rağmen hiçbir şey söylemedi: ne çocukların adlarını, ne saklandıkları yerleri, ne örgütün işleyişini. Ölüm cezasına çarptırıldı ve adı idam duyuru panolarına asıldı. Ancak Żegota, Alman görevlilere rüşvet vererek onu kurtardı; savaşın kalan kısmını saklanarak geçirdi ve Yahudi çocuklar için çalışmayı sürdürdü.
Kişiler kategorisinden
Frida Kahlo: Acıyı Sanata Dönüştürmek
Mexico City sokaklarında bir tramvay kazası, on sekiz yaşındaki bir genç kızın bedenini demir bir çubukla delip geçti — ve o enkazdan yirminci yüzyılın en yürek burkan dürüst sanatçılarından biri doğdu.
Şerife Bacı: Kağnısıyla Destan Yazan Kadın
Kastamonu kışlasına varamadan, dondurucu bir kış gecesinde bir kağnının üzerinde, kundaktaki kızını mermilerin arasına yerleştirip üzerine abanmış halde bulundu. O günden sonra adı bir milletin hafızasına kazındı.
Sezar ve Pompeius: Roma'yı Bölen Dostluk
Düşmanları ona 'genç kasap' derdi, akıl hocası Sulla ise 'Büyük' unvanını verdi — ama inşa etmeye yardım ettiği güç, bir gün onu da yutacaktı.
Hillary ve Tenzing: Zirveye Birlikte
Dünyanın en yüksek noktası, on yıllardır kendisine yaklaşan herkesi geri çevirmiş, kimini de sonsuza dek yutmuştu. 1953 baharında bir ekip, gökyüzünün artık yükselmediği o noktaya nihayet ulaştı.
Picasso ve Matisse: Dostluk Kadar Rekabet
Yirminci yüzyılın iki devi olarak anılmadan çok önce, ikisi de Paris'te aynı küçük galerinin duvarlarında yan yana asılı iki isimden ibaretti — biri zaten çılgın renkleriyle tanınıyor, diğeri henüz hiç tanınmıyordu.
Borg ve McEnroe: Buz ile Ateş
Biri kortta hiç sesini yükseltmedi, diğeri hiç susmadı. Aralarında tenis tarihinin en unutulmaz iki maçı doğdu.