Ekim Devrimi: Rusya'yı Sarsan On Gün
Petrograd'da, savaşın ve açlığın yarattığı kaosun ortasında, dünyayı yeniden biçimlendirecek bir devrim tutuştu. Tarihin dönüm noktalarından biri olan Ekim Devrimi, bir darbeden fazlasıydı: halkın gücünün ilanıydı.
Ekim Devrimi bir planla, bir eylem çağrısıyla ve halkın kendi kaderini eline alabileceği inancıyla başladı. Vladimir Lenin'in Bolşeviklerinin önderlik ettiği devrim bir rastlantı değil, yıllardır biriken hoşnutsuzluğun ve büyüyen huzursuzluğun doruğuydu. Şubat Devrimi'nin ardından Çar'ın yerini alan Geçici Hükûmet zayıf görülüyor ve halk desteğini hızla yitiriyordu. Birinci Dünya Savaşı'nı sürdürmesi onu kitlelerin hedefi hâline getirmiş, Temmuz Günleri'nde yüzlerce göstericinin öldürülmesi öfkeyi daha da derinleştirmişti. Bir zamanlar umutla dolan Petrograd sokaklarında artık açların ve yorgunların sesi yankılanıyordu.
Devrim yalnızca siyasal bir el değiştirme değil, toplumsal bir sarsıntıydı. İşçiler, köylüler ve askerler aylardır örgütleniyor, taleplerini dile getiren sovyetleri, yani işçi konseylerini kuruyordu. Devrimin omurgasını oluşturan bu konseyler, devletin uzun süredir görmezden geldiği insanlara ses verdi. Fabrikalarda işçiler üretimin denetimini ele alırken, kırsalda köylüler büyük toprak sahiplerinin arazilerine el koyuyordu. Devrim, değişim ve adalet arzusunun sürüklediği bir halk hareketiydi.
Ekim 1917'nin olayları hızlı ve kesin oldu. 10 Ekim'de Lev Troçki'nin başında bulunduğu Petrograd Sovyeti, silahlı ayaklanmayı destekleme kararı aldı. 24 Ekim'de hükûmet, devrimi önlemek için çok sayıda gazeteyi kapatıp Petrograd'ı ablukaya aldı; ancak ertesi gün Bolşevik denizcilerden oluşan bir filonun limana girmesi ve on binlerce askerin ayaklanmaya katılmasıyla geniş çaplı isyan patlak verdi. Devrimci Askerî Komite'ye bağlı Kızıl Muhafızlar hükûmet binalarını işgal etmeye başladı ve 26 Ekim sabahının erken saatlerinde Geçici Hükûmet'in merkezi olan Kışlık Saray ele geçirildi. Devrimin bu ilk aşaması büyük ölçüde kan dökülmeden tamamlandı; sonuç ise açıktı: Bolşevikler başkentin denetimini ele almıştı.
Devrimin etkisi ani ve kapsamlıydı. Geçici Hükûmet dönemi kapanmış, yeni bir çağ başlamıştı. Ne var ki Bolşeviklerin iktidarı herkes tarafından tanınmadı; ülke, 1922 sonlarına dek süren ve Batılı Müttefiklerin Bolşevik karşıtı safta müdahil olduğu bir iç savaşa sürüklendi. Bu çatışmanın içinden, dünya siyasetini on yıllar boyunca biçimlendirecek olan Sovyetler Birliği doğdu.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.