Sakarya Meydan Muharebesi: Subaylar Savaşı
Ankara'ya elli kilometre kala, yirmi bir gün boyunca sabit bir cephe hattı bile yoktu — sadece basıldığı toprağı ölene kadar savunma emri vardı.
10 Ağustos 1921'de Yunan Kralı Konstantin, General Anastasios Papulas'ın bir zamanlar şiddetle karşı çıktığı emri nihayet verdi: Ankara'ya yürü. Papulas, ordusunu Anadolu'nun ıssız ve yolsuz içlerine sürmenin ağır sonuçlar doğurabilecek bir macera olduğunu söylemişti; ama kamuoyu baskısı ve 'Ankara Fatihi' olma cazibesi karşısında dayanamadı. Yunan birlikleri dokuz gün süren bir yürüyüşe çıktı; yol o kadar zorluydu ki atlar açlıktan tükendi, araçlar bozuldu, askerler Türk köylerinden zorla mısır ve su topladı.
Karşılarındaki Türk ordusu, Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nde yenilgi almış, cephesi kritik bir hâle gelmişti. TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa bizzat cepheye gelerek Fevzi Paşa ile birlikte Batı Cephesi birliklerinin Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesine karar verdi. Mustafa Kemal Paşa'nın ünlü emri şuydu: sabit bir savunma hattı yoktur, savunma yüzeyi vardır; o yüzey bütün vatandır; her birlik, ne kadar küçük olursa olsun, bulunduğu yerden atılabilir ama durabildiği ilk noktada yeniden cephe kurup savaşa devam etmelidir.
23 Ağustos'ta Yunan birlikleri, karargâhın kurulduğu Polatlı yakınlarında, Gök Nehri güneyindeki Türk mevzileriyle temasa geçti. Üç gün sonra bütün hat boyunca taarruza geçtiler, sığ Gök Nehri'ni aşıp tahkim edilmiş tepeleri sırayla yoğun ateş altında ele geçirmeye çalıştılar. 2 Eylül'e gelindiğinde Ankara yolundaki en stratejik yükselti olan Çal Dağı'nı ele geçirmişlerdi; Türk kanatlarını kuşatma girişimleri büyük ölçüde başarısız kalınca savaş, piyade, makineli tüfek ve topçunun yıpratıcı cepheden çarpışmasına dönüştü.
Yunanların merkezdeki ana taarruzu on gün içinde yaklaşık on altı kilometre ilerleyerek Türklerin ikinci savunma hattını yardı. Bazı birlikler Ankara'ya elli kilometre kadar yaklaştı; bu, Yunan ordusunun Anadolu içlerine ulaşabildiği en uzak noktaydı. Ancak günlerce cepheye ne cephane ne de yiyecek ulaşabildi; çünkü Türk süvarisi Yunan ikmal hatlarına baskınlar düzenliyordu. Yunan ihtiyatları tükenmişken, seferberlik sonucu Türk saflarına yeni erler katılmaya devam ediyordu.
10 Eylül'de Mustafa Kemal Paşa bizzat kumanda ederek genel karşı taarruzu başlattı ve aynı gün Çal Dağı geri alındı. 13 Eylül'e kadar Yunan kuvvetleri Eskişehir-Afyon hattının doğusuna kadar geri püskürtüldü; takip eden haftalarda Sivrihisar, Aziziye, Bolvadin ve Çay düşman işgalinden kurtuldu. Çekilirken Yunan ordusu demiryollarını ve köprüleri havaya uçurdu, birçok köyü yaktı, Türklere hiçbir şey bırakmamaya özen gösterdi.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.