Büyük Buhran: Kara Perşembe 1929

1929'da, dünya Kükreyen Yirmiler'in coşkusunu yaşarken Wall Street'i finansal bir deprem vurdu; ulusları ve hayatları on yıl boyunca yeniden biçimlendirecek küresel bir ekonomik felaket başlamıştı.

Tarihin dönüm noktaları · 3 dakika ·

Büyük Buhran: Kara Perşembe 1929
Dorothea Lange, Public domain, via Wikimedia Commons

Büyük Buhran, Wall Street'teki bir çöküşle başladı. Hisse fiyatları Eylül boyunca gerilemiş, satış dalgası 24 Ekim 1929'da, Kara Perşembe'de paniğe dönüşmüştü: Amerikan borsası daha açılışta yüzde 11 değer kaybetti. Piyasayı durdurma çabaları sonuç vermedi; Kara Pazartesi'de endeks yüzde 12 daha düştü, panik ertesi gün, Kara Salı'da yüzde 11'lik yeni bir kayıpla doruğa ulaştı. Dow Jones Sanayi Endeksi iki ay içinde 381'den 198'e indi. Bu, 1929'dan 1939'a dek dünyayı saracak bir ekonomik çöküşün başlangıcıydı. Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD, darbeyi ilk hisseden ülke oldu. Çöküş, yıllardır biriken daha derin sorunların, aşırı spekülasyonun ve zayıf finansal denetimin belirtisiydi.

Kükreyen Yirmiler refah getirmişti; ama bu refah, büyüyen eşitsizlikleri de gizliyordu. Patlamanın yarattığı kârın büyük bölümü spekülasyona, en çok da borsaya yatırılmış, servet uçurumu giderek açılmıştı. Bankalar neredeyse hiç denetlenmiyordu; bunun sonucu gevşek kredi ve yaygın borçlanma oldu. Çöküş geldiğinde sistemin kırılganlığı ortaya çıktı ve dalga hızla yayıldı; dünyanın dört bir yanında bankalar ve işletmeler battı. Çöküş bir başlangıç noktasıydı; Buhran ise yıllar içinde açığa çıkan karmaşık etkenlerin toplamıydı.

Buhran kök saldıkça etkisi her yerde hissedildi. İşsizlik fırladı; ABD'de oran 1933'te yüzde 25'e ulaştı. Aynı döneme gelindiğinde Amerikan çiftçilerinin yaklaşık üçte biri toprağını yitirmiş, ülkedeki 25.000 bankanın 9.000'i batmıştı. Ekonomisi büyük ölçüde Amerikan kredilerine bağımlı olan Almanya'da kriz, işsizliği yüzde 30'a yaklaştırdı ve siyasal aşırılığı besledi. Bu yalnızca finansal bir kriz değildi; evlerini, işlerini ve umutlarını yitiren insanlarla toplumsal ve siyasal bir krizdi.

Hükûmetler ve liderler geç tepki verdi; attıkları adımlar çoğu zaman krizi derinleştirdi. Buhran başladığında görevde olan Başkan Herbert Hoover, ekonomiye güçlü biçimde müdahale etmeye yanaşmadı. 1930'da imzaladığı Smoot–Hawley Gümrük Tarifesi Yasası, öteki ülkelerin misilleme tarifeleriyle yanıt vermesi üzerine Buhran'ı istemeden de olsa ağırlaştırdı. Korumacılık küresel ticareti çökertti: 1933'e gelindiğinde dünya ticareti, dört yıl öncekinin üçte birine inmişti.

Dönüm noktası, 1932 başkanlık seçiminde Hoover'ı yenen Franklin D. Roosevelt'in başlattığı New Deal oldu. Roosevelt 1933'ten itibaren, yardım sağlamayı ve istihdam yaratmayı amaçlayan kapsamlı programları yürürlüğe koydu. Bu girişimler umudun bir kısmını geri getirdi; müdahaleden kaçınan anlayıştan etkin devlet müdahalesine geçişin işareti oldu ve gelecekteki ekonomi politikaları için bir emsal oluşturdu.