19 Mayıs 1919: Samsun'a Çıkan Vapur

Şafak sökerken Karadeniz'in üzerinde ağır ağır ilerleyen bir vapur, güvertesinde kendisine verilen görevi ilk andan itibaren başka bir amaca dönüştürmeye kararlı bir generali taşımaktadır.

Tek bir günün hikayesi · 2 dakika ·

19 Mayıs 1919: Samsun'a Çıkan Vapur
Cobija, CC0, via Wikimedia Commons

19 Mayıs 1919 sabahı, gün ağarırken Bandırma Vapuru Samsun limanına yaklaşır. Güvertesindeki Mustafa Kemal, günlerdir sürdüğü deniz yolculuğunun sonuna gelmiştir. Osmanlı Hükûmeti, bölgede Rum ve Türk halkı arasında yaşanan çatışmaları sonlandırmak üzere kendisini görevlendirmiş; Harbiye Nazırı Abuk Ahmed Paşa ve Sadrazam Damad Ferid Paşa bu görev için onu uygun görmüştür. Elinde 9. Ordu Müfettişliği unvanı vardır; kendisinin de kaleme katkı verdiği ferman sayesinde Diyarbakır'dan Kastamonu'ya kadar kolordu komutanlarına doğrudan emir verebilecektir.

Yaklaştığı Osmanlı toprakları, paramparça olmuş bir devletin toprakları gibidir. Birinci Dünya Savaşı'nı yenilgiyle bitiren ve Mondros Mütarekesi'ni imzalayan imparatorluk, boğazların denetimini, yeraltı kaynaklarını ve ordu-donanma üzerindeki emir hakkını çoktan İtilaf Devletleri'ne bırakmıştır. Samsun'a, Urfa'ya, Maraş'a, Antep'e, Merzifon'a İngiliz askerleri çıkmış; Adana Fransızların, Antalya ve Konya İtalyanların, İzmir Yunanların işgali altındadır. İstanbul limanında Kraliyet Donanması demirlemiştir. Bu tabloya karşı Arthur Calthorpe imzasıyla İtilaf Devletleri, Samsun'daki karışıklık giderilmezse mütarekenin yedinci maddesi gerekçesiyle bölgenin işgal edileceğini bildirmiştir.

Sabah ışığında liman görünmeye başladığında, Türk ve Rum halkı arasındaki silahlı çekişmelerle sarsılmış bir kasaba beliriverir. Mustafa Kemal, bu yeni görevi ile ilk kez Anadolu topraklarına ayak basar. Kayıtlarda büyük bir tören yoktur; sadece bir vapurdan çekişmeli bir kıyıya inen bir müfettişin varlığı vardır — resmî görevi düzeni sağlamak, çatışmaların sebebini araştırmak ve iddia edilen direniş topluluklarını dağıtmaktır.

Kasabaya girer ve önümüzdeki günler boyunca kalacağı Mantıka Palas'a yerleşir. Bu odadan itibaren, önündeki bir hafta boyunca, görevinin gerektirdiği işlere girişir: bölgedeki çatışmaların kökenini araştırmak, ortalıkta bulunduğu söylenen silah ve cephanenin toplanmasını sağlamak. Ama görevinin resmî maddeleri ile fiilen yaptıkları, ilk saatlerden itibaren birbirinden ayrılmaya başlar.

Kendisine dağıtması emredilen Türk direniş örgütlerini dağıtmak yerine, Samsun'daki ilk saatlerinden başlayarak işgalcilere karşı bu örgütlerin kurulmasında bizzat etkin bir rol oynamaya koyulur. Hükûmetin verdiği silahsızlandırma ve sükûnet görevi, onun elinde bambaşka bir hareketin ilk adımına dönüşür — Nutuk adlı eserinin 'Benim Kararım' bölümünde bu dönüşümü kendi sözleriyle açıklayacaktır.