Rapa Nui: Paskalya Adası'nın Heykel Ustaları

Dünyanın en ıssız köşesinde bir Polinezya halkı, volkanik kayadan 887 dev yüz oydu — sonra bilinmeyen bir nedenle hepsini yere devirdi.

Kayıp uygarlıklar · 2 dakika ·

Rapa Nui: Paskalya Adası'nın Heykel Ustaları
ProfessorX, CC BY-SA 3.0, via Wikimedia Commons

Pasifik Okyanusu'nun güneydoğusunda, Şili kıyısından 3.700 kilometre uzakta, küçük üçgen bir ada uzanır. İlk sakinleri ona Te Pito o Te Henua, yani 'dünyanın göbeği ya da sonu' demişti. Bugün bu adayı Rapa Nui olarak biliyoruz; dünya ise onu Paskalya Adası adıyla tanıdı. Bu adı, 1722 yılında Paskalya günü adayı gören ilk Avrupalı olan Hollandalı kâşif Jacob Roggeveen verdi. Roggeveen, adada üç farklı görünümde insan gördüğünü kaydetmişti: koyu tenli, kızıl tenli ve kızıl saçlı çok açık tenli insanlar.

Polinezya dilindeki 'Rapa Nui' ismi ise daha sonra, adayı Rapa adasına benzeten ama daha büyük bulan bir Tahitili ziyaretçi tarafından verildi — 'nui' Polinezya dilinde 'büyük' anlamına gelir. Şili'de ada hâlâ İspanyolca Isla de Pascua adıyla bilinir. Rapa Nui halkının adaya M.S. 300 ile 1200 yılları arasında, Polinezya Üçgeni'nin doğu ucuna kadar uzanan büyük Polinezya göçlerinin bir parçası olarak yerleştiği düşünülmektedir.

Bu halkın bıraktığı miras, gezegendeki en olağanüstü arkeolojik hazinelerden biri oldu: moai adıyla bilinen, 2 ile 20 metre arasında yükseklikte 887 taş heykel. Heykellerin çoğu, adanın güneydoğusundaki Rano Raraku'da bulunan kendine has sarı-kahverengi volkanik tüften oyuldu; bir kısmı ise kırmızı skoriadan yapıldı. Heykeller, kıyıya yakın ve kıyıya paralel inşa edilen ahu adı verilen tören platformları üzerine dikildi. Rano Raraku'daki taş ocağında hâlâ tamamlanmamış birçok moai bulunmaktadır.

Moailer sadece süs değildi; her klanın en saygın atalarını temsil ediyor, yaşayan liderlere mana — ruhsal güç — bahşettiklerine inanılıyordu. Tonlarca ağırlığındaki bu heykelleri kesmek, taşımak ve dikmek, ıssız bir ada toplumunun elindeki basit araçlarla gerçekleştirilmiş büyük bir ortak çaba örneğidir.

Ancak 1837 ile 1864 yılları arasında, nedeni tam olarak bilinmeyen ama muhtemelen kabile savaşlarıyla ilgili bir dönemde, adadaki tüm dikili moailer devrildi. İlginç biçimde çoğu düşüşte ciddi zarar görmedi. Yaklaşık 1950'den itibaren başlayan uluslararası restorasyon çalışmalarıyla ancak bir asırdan sonra yeniden dikilip özgün konumlarına yakın yerlere döndürülebildiler.