Toltekler: Azteklerin Efsanevi Ataları

Kentleri küle döndükten yüzyıllar sonra bile, kendilerini hiç görmemiş krallar onları ata ilan etmeye çalıştı — Aztekler de dahil.

Kayıp uygarlıklar · 3 dakika ·

Toltekler: Azteklerin Efsanevi Ataları
Gary Todd, CC0, via Wikimedia Commons

Aztek hükümdarları meşruiyet ararken sadece fetihlere ya da soy bağına değil, Tula'ya bakıyordu. Nahuatl dilinde 'Toltek' sözcüğü 'inşaatçı üstat' anlamına gelirdi ve Aztekler için bu kaybolmuş kültürün kalıntıları uygarlığın zirvesini temsil ediyordu. Meksika topraklarındaki hemen her hükümdar soyu, Aztekler dahil, kendini bu halka bağlamaya çalıştı.

Toltek devleti, MS 950 ile 1150 yılları arasında, bugünkü Hidalgo eyaletindeki Tula kentini merkez alarak yükselişe geçti; başkentleri Mexico'dan yaklaşık 80 km uzaklıktaydı. Kökenleri karışıktı: Maya etkisiyle şekillenmiş, Körfez kıyısının güneyinden gelen Nonoalca halkı ile kuzeyden gelen yerleşik Çiçimekler'in kaynaşmasından doğmuşlardı. Bu topluluklar bir zamanlar Teotihuacan'ın siyasi ve ekonomik yörüngesine sıkı sıkıya bağlıydı, Villagran ve Chingu gibi büyük yerleşimler kurmuşlardı — ama Teotihuacan yaklaşık MS 650'de çöktüğünde bu yerleşimler boşaldı ve yerlerine Coyotlatelco kültürü yükseldi.

İlk Tula'yı — bugün Tula Chico olarak anılan yerleşimi — kuran da bu Coyotlatelcolar oldu; çevrede dağınık tepe yerleşimleri de bulunuyordu. Bu ilk kent, üç ila altı kilometrekarelik, ızgara planlı, çevresindekilerden çok daha görkemli bir ana meydana sahip küçük bir bölgesel devlete dönüştü: birden çok top oyunu sahası, birkaç piramit. Epiklasik dönemin sonunda Tula Chico yakılıp terk edildi. Onun yerini, 1,5 kilometre güneyde, benzer bir tasarımla inşa edilen Tula Grande aldı — ve Erken Postklasik dönemde bölgenin baskın gücü haline gelen de bu ikinci kent oldu.

Zirvesinde Tula Grande, tepeler, düzlükler, vadiler ve bataklıklardan oluşan 16 kilometrekarelik bir alana yayılmış olarak 60.000 kadar insanı barındırmış olabilir. Ufkunda piramitler, top oyunu sahaları ve en ünlüsü, Piramit B'nin tepesinde duran, Atlant denilen dev taş heykeller yer alıyordu; bunlar alçak bir platformda 5 metre aralıklarla dizilmiş, 4,6 metre yüksekliğinde, tüylü saç modeliyle ve ellerindeki mızraklarla dikkat çeken figürlerdi. Kimi araştırmacılara göre bu figürler, Toltek ve Aztek dillerinde 'sakallı yılan' anlamına gelen Quetzalcoatl'ı temsil eder — bazen Toltek hükümdarlarıyla, bazen de sabah yıldızıyla özdeşleştirilen bir ilah.

Benzer mimari motifler ve taş sütunlar, çok uzaktaki Yukatan'daki Chichen Itza'da da görülür — bu benzerlik, Mezoamerika arkeolojisinin en uzun soluklu tartışmalarından birini ateşlemiştir. Toltekler bu Maya kentini mi fethetti? Yoksa Chichen Itza halkı mı Tula'yı kendi uzantısı olarak kurdu? Ya da ikisi arasında sadece gevşek bir kültürel temas mı vardı? Bir uzlaşıya varılamadı. Kesin olan şu ki Tula geniş bir ticaret ağının parçasıydı — kentte bulunan büyük bir obsidyen atölyesi bunu kanıtlar niteliktedir — ve Toltek seramik üslupları, çok uzaktaki Kosta Rika'ya kadar ulaşmıştır.