Adidas ve Puma: İki Kardeşin Kavgası
Bavyera'nın küçük bir kasabasında iki kardeş, birbirine rakip iki ayakkabı imparatorluğu kurdu — ve sokaktaki her yabancının ayakkabısı bir sadakat beyanına dönüştü.
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'nın Herzogenaurach kasabasında Adolf 'Adi' Dassler, annesinin bulaşıkhanesinde spor ayakkabı yapmaya başladı. Temmuz 1924'te ağabeyi Rudolf da ona katıldı ve birlikte Gebrüder Dassler Schuhfabrik'i, yani Dassler Kardeşler Ayakkabı Fabrikası'nı kurdular. Kasabadaki elektrik güvenilmez olduğundan, kardeşler bazen ekipmanlarını çalıştırmak için sabit bir bisikletin pedalını çevirmek zorunda kalıyordu.
Adi, çivili koşu ayakkabılarını geliştirmek için çalıştı; ağır metal çivilerden kanvas ve kauçuğa geçti. 1936'da ABD'li sprinter Jesse Owens'ı Berlin Olimpiyatları'nda el yapımı kramponlarını giymeye ikna etti. Owens dört altın madalya kazandı ve Dassler adı dünya çapında sporcular ve antrenörler arasında yayıldı. İkinci Dünya Savaşı arifesinde kardeşler yılda 200.000 çift ayakkabı satıyordu.
Her iki kardeş de Mayıs 1933'te Nazi Partisi'ne katıldı. Savaş sırasında fabrikaları Almanya'nın son çalışan spor ayakkabı fabrikası haline geldi ve Wehrmacht'a ayakkabı tedarik etti; 1943'te ise tanksavar silahı üretimine zorlandı. 1942-1945 arasında burada en az dokuz zorunlu işçi çalıştı. 1945'te Amerikan kuvvetleri fabrikayı yok etmeye çok yaklaştı, ancak Adolf'un eşi askerleri şirketin sadece spor ayakkabısı ürettiğine ikna etti; sonrasında Amerikan işgal askerleri fabrikanın büyük müşterileri oldu.
Kardeşler arasındaki ilişki çöktü ve 1947'de kesin olarak ayrıldılar. Adolf, 18 Ağustos 1949'da kendi adından, Adi Dassler'den, Adidas AG'yi kurdu. Rudolf ise önce kendi adından Ruda dediği, sonradan Puma'ya dönüşen bir şirket kurdu. Şehir efsaneleri 'Adidas' için sahte açılımlar üretti, ama gerçek köken sadece Adi Dassler'in adıydı.
Bunu izleyen rekabet sert ve son derece kişiseldi. Herzogenaurach kasabası ikiye bölündü ve 'boynu bükük kasaba' lakabını aldı — çünkü insanlar yabancıların ayakkabısına bakmak için başlarını eğiyordu. Kasabanın iki futbol kulübü bile marka çizgisinde bölündü: ASV Herzogenaurach Adidas'ı, 1 FC Herzogenaurach Rudolf'un ayakkabılarını destekledi. Rudolf'un evine çağrılan tamirciler alışkanlıkla Adidas giyerdi; Rudolf onları bodruma gönderip bedava bir çift Puma seçmelerini söylerdi.
Kişiler kategorisinden
Frida Kahlo: Acıyı Sanata Dönüştürmek
Mexico City sokaklarında bir tramvay kazası, on sekiz yaşındaki bir genç kızın bedenini demir bir çubukla delip geçti — ve o enkazdan yirminci yüzyılın en yürek burkan dürüst sanatçılarından biri doğdu.
Şerife Bacı: Kağnısıyla Destan Yazan Kadın
Kastamonu kışlasına varamadan, dondurucu bir kış gecesinde bir kağnının üzerinde, kundaktaki kızını mermilerin arasına yerleştirip üzerine abanmış halde bulundu. O günden sonra adı bir milletin hafızasına kazındı.
Sezar ve Pompeius: Roma'yı Bölen Dostluk
Düşmanları ona 'genç kasap' derdi, akıl hocası Sulla ise 'Büyük' unvanını verdi — ama inşa etmeye yardım ettiği güç, bir gün onu da yutacaktı.
Hillary ve Tenzing: Zirveye Birlikte
Dünyanın en yüksek noktası, on yıllardır kendisine yaklaşan herkesi geri çevirmiş, kimini de sonsuza dek yutmuştu. 1953 baharında bir ekip, gökyüzünün artık yükselmediği o noktaya nihayet ulaştı.
Picasso ve Matisse: Dostluk Kadar Rekabet
Yirminci yüzyılın iki devi olarak anılmadan çok önce, ikisi de Paris'te aynı küçük galerinin duvarlarında yan yana asılı iki isimden ibaretti — biri zaten çılgın renkleriyle tanınıyor, diğeri henüz hiç tanınmıyordu.
Borg ve McEnroe: Buz ile Ateş
Biri kortta hiç sesini yükseltmedi, diğeri hiç susmadı. Aralarında tenis tarihinin en unutulmaz iki maçı doğdu.