Korolev ve von Braun: Uzay Yarışının Gizli Mimarları
Bir okyanusun ve bir ideolojinin iki ayrı ucunda, insanı Dünya'dan koparacak makineleri inşa eden iki mühendis vardı — ama hiçbir zaman karşılaşmadılar.
1912'de Prusya'nın Posen eyaletindeki Wirsitz kasabasında doğan Wernher von Braun, konfirmasyonundan sonra annesinin hediye ettiği teleskopla yıldızlara tutuldu. Piyano ve çello çalışan, bir dönem besteci olmayı hayal eden ve Paul Hindemith'ten ders alan genç von Braun, yatılı okulda bulduğu Hermann Oberth kitabıyla hayatının rotasını uzaya çevirdi.
1930'da Berlin Uzay Uçuşu Derneği'ne katıldı, Willy Ley ile sıvı yakıtlı roket motorları üzerinde çalıştı. 1932'de makine mühendisliği diploması, 1934'te fizik doktorası aldı; bu arada Alman ordusu onun yeteneğini sessizce kendine bağlamıştı. 1937'den itibaren Peenemünde deneme tesislerinde roket geliştirmenin teknik yöneticisi oldu; burada şekillenen V-2 füzesi, 20 Haziran 1944'te uzaya çıkan ilk yapay nesne unvanını kazandı.
Bu başarının bedeli ağırdı. Von Braun Nazi Partisi'ne, 1940'ta ise SS'e girdi ve Sturmbannführer rütbesine yükseldi. 1943'ten itibaren V-2 üretiminin Dora-Mittelbau toplama kampına taşınmasında rol aldı. 1945 baharında Sovyet ordusu Peenemünde'ye yaklaşırken, ekibiyle birlikte Amerikalılara teslim olmaya karar verdi; gizli planlarını SS'in yok etmesinden korkarak Harz dağlarında terk edilmiş bir maden kuyusuna sakladı.
Teslim oluş sahnesi neredeyse tiyatrovariydi. Mayıs 1945'te kardeşi Magnus von Braun, bisikletli bir Amerikan askerine kırık İngilizcesiyle 'Benim adım Magnus von Braun. Kardeşim V-2'yi icat etti. Teslim olmak istiyoruz' dedi. Kransberg Kalesi'nde sorgulanan von Braun, kısa süre sonra Paperclip Harekâtı'yla, yaklaşık 1600 Alman bilim insanı, mühendis ve teknisyenle birlikte Atlantik'i geçerek ABD'ye götürüldü.
Amerika'da SS geçmişi sessizce silindi. 1955'te Amerikan vatandaşı oldu, Ordu için füzeler geliştirdi ve 1958'de ülkenin ilk uydusu Explorer 1'i uzaya fırlattı. 1955-1957 arasında Walt Disney ile yaptığı filmlerle insanlı uzay yolculuğu hayalini Amerikan halkına tanıttı. 1960'ta ekibi yeni kurulan NASA'ya katıldı; von Braun, Huntsville'deki Marshall Uzay Uçuş Merkezi'ni yönetti ve Apollo astronotlarını Ay'a taşıyacak Saturn V roketini tasarladı.
Kişiler kategorisinden
Frida Kahlo: Acıyı Sanata Dönüştürmek
Mexico City sokaklarında bir tramvay kazası, on sekiz yaşındaki bir genç kızın bedenini demir bir çubukla delip geçti — ve o enkazdan yirminci yüzyılın en yürek burkan dürüst sanatçılarından biri doğdu.
Şerife Bacı: Kağnısıyla Destan Yazan Kadın
Kastamonu kışlasına varamadan, dondurucu bir kış gecesinde bir kağnının üzerinde, kundaktaki kızını mermilerin arasına yerleştirip üzerine abanmış halde bulundu. O günden sonra adı bir milletin hafızasına kazındı.
Sezar ve Pompeius: Roma'yı Bölen Dostluk
Düşmanları ona 'genç kasap' derdi, akıl hocası Sulla ise 'Büyük' unvanını verdi — ama inşa etmeye yardım ettiği güç, bir gün onu da yutacaktı.
Hillary ve Tenzing: Zirveye Birlikte
Dünyanın en yüksek noktası, on yıllardır kendisine yaklaşan herkesi geri çevirmiş, kimini de sonsuza dek yutmuştu. 1953 baharında bir ekip, gökyüzünün artık yükselmediği o noktaya nihayet ulaştı.
Picasso ve Matisse: Dostluk Kadar Rekabet
Yirminci yüzyılın iki devi olarak anılmadan çok önce, ikisi de Paris'te aynı küçük galerinin duvarlarında yan yana asılı iki isimden ibaretti — biri zaten çılgın renkleriyle tanınıyor, diğeri henüz hiç tanınmıyordu.
Borg ve McEnroe: Buz ile Ateş
Biri kortta hiç sesini yükseltmedi, diğeri hiç susmadı. Aralarında tenis tarihinin en unutulmaz iki maçı doğdu.