Urartu: Van Gölü'nün Kayıp Krallığı
Ermenistan daha bir isme sahip olmadan çok önce, büyük bir tuz gölünün kıyısında bir dağ krallığı yükseldi — ve iki yüzyıl boyunca koca Asur İmparatorluğu'nu bile titretti.
Doğu Anadolu'nun ucunda, suyu içilemeyecek kadar tuzlu Van Gölü'nün kıyısında, MÖ 9. yüzyılın ortalarında bir krallık doğdu ve neredeyse üç yüzyıl boyunca Ermeni Yaylası'na hükmetti. Asurlular ona Urartu diyordu; bu isim aslında yüzyıllar önce, I. Şalmaneser döneminde (MÖ 1263–1234), Uruatri adı verilen gevşek bir bölgeyi tanımlamak için zaten kullanılmıştı. O dönemde ortada tek bir devlet yoktu; Van, Urmiye ve Sevan gölleri arasındaki yaylalarda, Asur kayıtlarına göre sekiz ayrı 'ülkeden' oluşan dağınık aşiretler ve küçük beylikler yaşıyordu.
Dağınık aşiretlerin birleşik bir krallığa dönüşmesi yüzyıllar sürdü ve bu süreci hızlandıran şey, bizzat Asur baskısı oldu. MÖ 858-856 yılları arasında Asur kralı III. Şalmaneser bölgeye derinlemesine akınlar düzenledi; bu istilaların şoku, zaten başlamış olan birleşme sürecini hızlandırdı. MÖ 844 civarında Sarduri adlı bir hükümdar, Van Gölü kıyısındaki Tuşpa'da aşiretleri bir araya getirerek Urartu Krallığı'nı kurdu. Onun yazıtları bilinen en eski Urartu kral kitabeleridir ve Van Kalesi'ndeki ilk anıtsal mimari de onun dönemine tarihlenir.
Krallığın kendi halkı kendini 'Urartulu' diye adlandırmıyordu. Kral İşpuini ile oğlu Menua'nın ortak saltanatından itibaren, ülkelerine Biainili, yani 'Bia ülkesinin insanları' diyorlardı. Araştırmacılara göre bu isim zamanla Eski Ermenice'de 'Van' biçimine dönüştü; bu yüzden Urartu bazen 'Van Krallığı' olarak da anılır — başkenti Tuşpa'nın, bugün hâlâ aynı adı taşıyan gölün kıyısında bulunmasından ötürü.
I. Argişti döneminde Urartular askerî ve ekonomik açıdan gerçek bir zirveye ulaştı. Kral, ülkenin sınırlarını batıya doğru genişleterek Asur ticaret yolları üzerindeki yerleşimleri ele geçirdi ve Urartu egemenliğini Transkafkasya'ya taşıyarak Erebuni Kalesi'ni kurdu. Argişti ayrıca krallığı birbirine bağlayan geniş bir sulama kanalı ve yol ağı inşa ettirdi; Aras Nehri kıyısında kendi adını taşıyan Argiştihinili şehrini kurdu ve bu şehir, Urartu'nun Kafkaslar'a doğru yayıldığı dönemde bir süre başkent işlevi gördü.
En parlak döneminde Urartu toprakları yaklaşık 520.000 kilometrekareye ulaşmıştı; batıda Fırat Nehri'nden doğuda Urmiye Gölü'ne, kuzeyde Kafkas Dağları'ndan güneyde Kuzey Irak'taki Zagros Dağları'na kadar uzanıyordu. Toros Dağları, güneyden gelen Asur tehditlerine karşı doğal bir kalkan oluşturuyordu. Bu sınırlar içinde Van Kalesi, Erebuni, Anzaf, Çavuştepe, Toprakkale ve Altıntepe gibi büyük kaleler yükseliyordu; arkeologlar bugün hâlâ bu alanlarda Urartu'nun gelişmiş metal işçiliğini ve anıtsal mimarisini incelemektedir.
Tarih kategorisinden
24 Temmuz 1911: Machu Picchu'nun Dünyaya Duyurulduğu Gün
1911 yılının serin bir Temmuz sabahında, Amerikalı bir tarihçi Urubamba Nehri üzerindeki sarp bir sırtı tırmandı; öğleye varmadan, unutulmuş bir İnka şehri tüm dünyanın gündemine girecekti.
6 Mayıs 1937: Hindenburg'un Son İnişi
Zaten yarım gün rötarlıydı ve halk sahadan uzak tutulmuştu — ama akşam saat yediye doğru Hindenburg, son kez direğine doğru döndü.
24 Ağustos 79: Pompeii'de Sıradan Bir Öğle Vakti
Öğle vakti Napoli Körfezi kıyısında sıcak, sıradan bir yaz günüydü. Akşama doğru bir dağ, binlerce insanın kaderini değiştirmiş olacaktı.
11 Şubat 1990: Mandela'nın Hapisten Çıktığı Gün
27 yıl hapiste kalan 71 yaşındaki bir adam, o gün bir hapishane kapısından dünyaya yeniden yürümeyi öğrenmek zorundaydı — kameraların, kalabalığın ve nefesini tutmuş bir ülkenin karşısına.
1 Ocak 1863: Özgürlük Bildirgesi'nin Yürürlüğe Girdiği Gün
Bir başkanın tek bir günde attığı imza, üç buçuk milyondan fazla insanın hukuki statüsünü değiştirecekti — yeter ki metin zamanında tamamlansın ve söz tutulsun.
28 Ağustos 1963: "Bir Hayalim Var" Günü
O sabah 250 bin kişi Washington'ın merkezine doğru yürüdü; akşama doğru Lincoln Anıtı'nın basamaklarından yükselen bir ses, nesiller boyu hatırlanacaktı.