Şemsiyeli Kadın: Monet'nin Argenteuil'deki Ailesi
Argenteuil'de rüzgarlı bir yaz günü, bir kadın ve küçük oğlu bir tepecikte durur; Claude Monet bu geçici anı, dünyanın en sevilen tablolarından birine dönüştürür.
Tabloya ilk bakışta rüzgar dikkat çeker. Camille Monet'nin beyaz elbisesini şişirir, peçesini hafifçe savurur, ayaklarının dibindeki çimenleri eğer; bu hareket, başının üzerinde tuttuğu şemsiyenin yeşil alt yüzeyinde de yankılanır. 1875 tarihli bu eser, Claude Monet'nin ailesiyle birlikte Seine kıyısındaki Argenteuil'de yaşadığı yıllarda resmedilmiştir; ressam 1870'lerin büyük bölümünü burada ışığı su ve tarlalar üzerinde kovalayarak geçirmiştir.
Sahne aslında yalındır: Camille bir tepecikte durur, izleyiciyi yukarıdan, güçlü bir açıyla süzer; arka planda kabarık bulutlar ve mavi bir gökyüzü vardır. Biraz geride, tepenin eğimi arkasında yarı gizli biçimde, yedi yaşındaki oğulları Jean sadece belinden yukarısı görünecek şekilde durur. Bu yerleşim, derinlik ve uzaklık hissi yaratır; sanki izleyici bu ikiliyle bir yürüyüş sırasında, hazırlıksız bir anda karşılaşmıştır.
Bu anlık görünüm bilinçli bir tercihtir. Monet eseri açık havada, yani en plein air resmetmiş, muhtemelen birkaç saatlik tek bir oturumda tamamlamıştır. Fırça darbeleri hızlı ve gevşektir, dikkatli çizgilerden değil renk lekelerinden oluşur; bu da tuvale canlı, nefes alan bir nitelik kazandırır. 100 x 81 santimetre boyutlarındaki eser, Monet'nin o on yıl içindeki en büyük çalışmasıdır ve sağ alt köşede sade bir imzayla işaretlenmiştir: Claude Monet 75.
Konusu nedeniyle sık sık Gezinti (La Promenade) olarak da anılsa da, bu isim aslında Monet'nin aynı seride yaptığı birkaç başka tabloya aittir. Adı ne olursa olsun, bu resim resmi bir portre değildir — ailenin sıradan bir gününden alınmış, rüzgar ve havanın rastlantısıyla anıtsal bir güzelliğe kavuşmuş bir sahnedir.
Eser, Nisan 1876'da Paris'teki Paul Durand-Ruel galerisinde düzenlenen İkinci İzlenimciler Sergisi'nde, Monet'nin sergilenen 18 eserinden biri olarak ilk kez halka gösterildi. Sergiyi ziyaret edenler arasında genç bir Amerikalı ressam olan John Singer Sargent da vardı; tablodan öylesine etkilenmiş ki 1889'da kendi versiyonunu, Two Girls with Parasols at Fladbury adlı eseri yaratmıştır.
Sanat kategorisinden
Deniz Kenarında Keşiş
Uzun bir elbise içindeki tek bir figür, boş ve gri bir denize bakıyor — ve bu boşluk, sergilendiği anda büyük bir tartışma yarattı. 1810'da Berlin'de görücüye çıktığında kimse bu tabloyla ne yapacağını bilemedi.
Carnation, Lily, Lily, Rose
Bir Amerikalı ressam, İngiliz bir bahçede her akşam birkaç dakikalığına beliren mor alacakaranlığı yakalamak için batan güneşle yarıştı — ve bu yarış iki yıl sürdü.
The Apotheosis of Washington
ABD Kongre Binası'nın kubbesine bakarsanız, bulutların arasında tanrılaştırılmış George Washington'u görürsünüz — bir kurucu babanın söylenceye dönüştüğü an, tavana kazınmış hâlde.
Cupid’in Öpücüğü ile Yeniden Canlanan Psyche
Uykudaki bir ceset, ona değen bir kanat ucu ve mermerin nefes almayı öğrendiği o an — Antonio Canova'nın göze aldığı imkânsız sahne.
Felemenk Atasözleri
Bir köy meydanına bakın: bir adam sütuna dişleriyle asılıyor, bir başkası gün ışığını sepetle taşıyor, bir kadın kocasına mavi bir pelerin giydiriyor. Her hareket bir şaka — dilini bilene.
14 Yaşındaki Küçük Dansçı
Üzerinde gerçek bir tütü, başında insan saçından bir peruk vardı — ve 1881'de onu gören eleştirmenler sanki iğrenç bir şeyle karşı karşıyaymış gibi geri çekildiler.