Arles'daki Yatak Odası: Van Gogh'un Sığınağı
Hasta yatağında geçen günler, kepenkleri kapalı boyanmış bir oda ve çökmenin eşiğindeki bir dostluk — Van Gogh sıradan bir yatak odasını sanatın en sessiz ama en çarpıcı beyanlarından birine dönüştürdü.
1888 yılının Ekim ortasında, Arles'ta Place Lamartine'deki Sarı Ev'de günlerce hasta yatağına mahkûm kalan Vincent van Gogh, fırçalarını eline alıp etrafındaki odayı resmetti. Tabloya sadece Yatak Odası adını verdi. Kardeşi Theo'ya yazdığı mektupta bu kez konunun sadece kendi yatak odası olduğunu, ama işi yapacak olanın renk olduğunu anlatıyordu.
Renk düzenini ayrıntılarıyla tarif etti: soluk mor duvarlar, kiremit renkli zemin, taze tereyağı sarısı yatak ve iskemleler, limon yeşili yastık ve çarşaflar, cırtlak kırmızı bir battaniye, yeşil bir pencere, turuncu bir tuvalet masası ve üzerinde mavi bir leğen, leylak rengi kapılar. Kepenkleri kapalı bu odada başka hiçbir şey yoktu. Mobilyaların sağlamlığının sarsılmaz bir dinlenme hissi vermesini, gölgesiz düz renklerin Japon estamplarını çağrıştırmasını istiyordu; tüm bunlarla, hastalığın kendisine dayattığı zorunlu dinlenmeye bir cevap vermeyi umuyordu.
Odanın kendisi tuhaf, yamuk bir mekândı; duvarlar sol tarafta geniş, sağ tarafta dar bir açıyla birleşiyordu, bu da tabloya o alışılmadık, eğik perspektifi veriyordu. Sağdaki kapı merdivenlere ve üst kata açılıyordu; soldaki kapı ise Van Gogh'un birlikte çalışmayı umduğu Paul Gauguin için hazır tuttuğu misafir odasına gidiyordu. Duvarda arkadaşları Eugène Boch'un — Şair adını verdiği — ve Paul-Eugène Milliet'in — Sevgili adını verdiği — küçük portreleri asılıydı.
Gauguin sonunda Arles'a geldi ve iki ressam yaklaşık iki ay birlikte yaşayıp çalıştı. Ama bu ortaklık bir kavga sonucu krize dönüştü; Van Gogh kendine zarar verdi, önce Arles'taki hastaneye, ardından Saint-Rémy'deki akıl hastanesine yatırıldı. Hastanedeyken, orijinal tuvalin Rhône Nehri'nin taşkınıyla hasar gördüğünü öğrendi. Theo, tabloyu onarıp geri göndermeyi, böylece Vincent'ın onu kopyalayabilmesini önerdi.
Van Gogh'un kendi tabiriyle bir 'répétition' olan bu kopya, aynı ölçülerde, 1889 Eylül'ünde yapıldı ve orijinaliyle birlikte Theo'ya gönderildi. Bu ikinci versiyon, zemin ve duvarın renk ve dokusunda, küçük masanın üzerindeki bazı eşyalarda ilkinden ayrılır. 1926'dan beri Şikago Sanat Enstitüsü'nde, Helen Birch Bartlett Anıt Koleksiyonu'nda bulunmaktadır.
Sanat kategorisinden
Deniz Kenarında Keşiş
Uzun bir elbise içindeki tek bir figür, boş ve gri bir denize bakıyor — ve bu boşluk, sergilendiği anda büyük bir tartışma yarattı. 1810'da Berlin'de görücüye çıktığında kimse bu tabloyla ne yapacağını bilemedi.
Carnation, Lily, Lily, Rose
Bir Amerikalı ressam, İngiliz bir bahçede her akşam birkaç dakikalığına beliren mor alacakaranlığı yakalamak için batan güneşle yarıştı — ve bu yarış iki yıl sürdü.
The Apotheosis of Washington
ABD Kongre Binası'nın kubbesine bakarsanız, bulutların arasında tanrılaştırılmış George Washington'u görürsünüz — bir kurucu babanın söylenceye dönüştüğü an, tavana kazınmış hâlde.
Cupid’in Öpücüğü ile Yeniden Canlanan Psyche
Uykudaki bir ceset, ona değen bir kanat ucu ve mermerin nefes almayı öğrendiği o an — Antonio Canova'nın göze aldığı imkânsız sahne.
Felemenk Atasözleri
Bir köy meydanına bakın: bir adam sütuna dişleriyle asılıyor, bir başkası gün ışığını sepetle taşıyor, bir kadın kocasına mavi bir pelerin giydiriyor. Her hareket bir şaka — dilini bilene.
14 Yaşındaki Küçük Dansçı
Üzerinde gerçek bir tütü, başında insan saçından bir peruk vardı — ve 1881'de onu gören eleştirmenler sanki iğrenç bir şeyle karşı karşıyaymış gibi geri çekildiler.