Edward Darley Boit'in Kızları: Sargent'ın Gizemli Portresi
Beyaz önlüklü dört kız, kendilerinden uzun iki Japon vazosu ve odanın derinliklerini yutan bir karanlık — Sargent'ın en tuhaf başyapıtı, bir ailenin geleceğini gözler önünde saklıyor.
1882 sonbaharında, Paris'in avenue de Friedland'indeki gösterişli bir apartman dairesinde John Singer Sargent, dostu Edward Darley Boit'in evinin giriş salonuna sehpasını kurdu. Boston'da büyümüş, Harvard'da hukuk okumuş ama sonradan resme yönelmiş olan Boit ile Çin ticaretinden zenginleşmiş bir aileden gelen eşi Mary Louisa Cushing —herkesin Isa dediği kadın— beş çocuğa sahipti, dördü kızdı: on dört yaşındaki Florence, on iki yaşındaki Jane, sekiz yaşındaki ve annesi gibi Isa diye çağrılan Mary Louisa, ve dört yaşındaki, takma adı Ya-Ya olan Julia. Tablonun Boit tarafından mı ısmarlandığı yoksa Sargent'ın kendi önerisiyle mi doğduğu bilinmiyor; ama ortaya çıkan eser, Amerikan sanatının en sessizce huzursuz edici portrelerinden biri olacaktı.
Sargent dört kız kardeşi, dönemin grup portreciliği için alışılmadık bir cüretle yerleştirdi. En küçük Julia, kucağında oyuncağıyla, gri-mavi bir halının üzerinde, tablonun merkezinde oturuyor. Mary Louisa solda, elleri arkasında birleşmiş, izleyiciye dönük duruyor. Arka planda, odanın loş bir köşesinde iki abla: Florence, iki uzun mavi-beyaz Japon vazosundan birine yaslanmış, profilden görünüyor; yanındaki Jane'in yüzü izleyiciye dönük ama gölgede kalmış. Tuval alışılmadık biçimde kare; kompozisyon her kıza eşit önem vermeyi reddediyor.
Sargent'ın yıllar önce İspanya ve Fas gezisinde Madrid'de kopyaladığı Diego Velázquez'in Nedimeler'ine olan borç, Henry James dahil ilk eleştirmenler tarafından hemen fark edildi. Karanlık ve derin mekân, ailenin savunmasız bir anda yakalanması, bazı figürlerin gölgeye gömülüşü — hepsi Velázquez'i hatırlatıyor. Sargent'ın öğretmeni Carolus-Duran öğrencilerini İspanyol ustayı incelemeye yönlendirmişti; iki eser arasındaki bağ o denli önemli sayıldı ki 2010'da Boston Güzel Sanatlar Müzesi tabloyu ilk kez birlikte sergilenmek üzere Prado Müzesi'ne ödünç verdi.
Eser Aralık 1882'de Georges Petit'nin galerisinde ilk sergilendiğinde ve 1883'te Paris Salonu'nda Portraits d'Enfants adıyla gösterildiğinde, tepkiler kompozisyonun tuhaflığına ve kızların adeta tahtadan gibi duran pozlarına yoğunlaştı. Henry James 1887'de rahatlatıcı bir yorum sundu: çocukların oyun oynadığı 'mutlu bir dünya'. Beyaz önlüklerin oyun için pratik giysiler olması da bu yorumu neredeyse bir asır boyunca sorgusuz bıraktı.
Modern eleştirmenler tamamen başka bir şey gördü. Sanat tarihçisi Barbara Gallati, iki büyük kızın karanlık ve belirsiz bir kapı eşiğine yerleştirilmesinin, çocukluğun ötesine, bilinmeyen bir geleceğe geçişi simgelediğini öne sürdü. Frans Hals'ın fırça darbeleriyle, Renoir'ın Madame Georges Charpentier ve Çocukları ile, özellikle psikolojik gerginliği bakımından Edgar Degas'nın Bellelli Ailesi ile karşılaştırmalar yapıldı. Yazar Bill Brown ise tablonun 'tekinsiz niteliklerinden' söz ederek vazolarla kızların birbirine karıştığını, kişi ile nesne arasında bir diyalektik kurulduğunu ileri sürdü.
Sanat kategorisinden
Deniz Kenarında Keşiş
Uzun bir elbise içindeki tek bir figür, boş ve gri bir denize bakıyor — ve bu boşluk, sergilendiği anda büyük bir tartışma yarattı. 1810'da Berlin'de görücüye çıktığında kimse bu tabloyla ne yapacağını bilemedi.
Carnation, Lily, Lily, Rose
Bir Amerikalı ressam, İngiliz bir bahçede her akşam birkaç dakikalığına beliren mor alacakaranlığı yakalamak için batan güneşle yarıştı — ve bu yarış iki yıl sürdü.
The Apotheosis of Washington
ABD Kongre Binası'nın kubbesine bakarsanız, bulutların arasında tanrılaştırılmış George Washington'u görürsünüz — bir kurucu babanın söylenceye dönüştüğü an, tavana kazınmış hâlde.
Cupid’in Öpücüğü ile Yeniden Canlanan Psyche
Uykudaki bir ceset, ona değen bir kanat ucu ve mermerin nefes almayı öğrendiği o an — Antonio Canova'nın göze aldığı imkânsız sahne.
Felemenk Atasözleri
Bir köy meydanına bakın: bir adam sütuna dişleriyle asılıyor, bir başkası gün ışığını sepetle taşıyor, bir kadın kocasına mavi bir pelerin giydiriyor. Her hareket bir şaka — dilini bilene.
14 Yaşındaki Küçük Dansçı
Üzerinde gerçek bir tütü, başında insan saçından bir peruk vardı — ve 1881'de onu gören eleştirmenler sanki iğrenç bir şeyle karşı karşıyaymış gibi geri çekildiler.