Piccard ve Mariana Çukuru: Okyanusun En Derinine
23 Ocak 1960'ta iki adam çelik bir küreye kapanıp kendilerini okyanusun en karanlık noktasına bıraktı; hedefleri Everest'ten bile daha derindeydi.
23 Ocak 1960'ta İsviçreli bilim insanı Jacques Piccard ile ABD Donanması'ndan Teğmen Donald Walsh, Trieste adlı batiskafla Büyük Okyanus'un batısına, Mariana Adaları'nın güneybatısına doğru bir iniş gerçekleştirdi. Hedefleri, Mariana Çukuru'nun tabanındaki dar vadinin güney ucu olan Challenger Çukuru'ydu — Dünya'nın bilinen en derin noktası.
Mariana Çukuru, Pasifik Plakası ile Mariana Plakası'nın çarpışması sonucu oluşmuş, hilal biçiminde, yaklaşık 2.542 kilometre uzunluğunda ve 69 kilometre genişliğinde devasa bir yarıktır. İlk kez 1875'te Challenger seferi sırasında ağırlıklı bir iple ölçülmüş, ardından 1899'da USS Nero, 1951'de yankı ölçer kullanan Challenger II, 1957'de Sovyet gemisi Vityaz ve 1984'te Japon gemisi Takuyō ile ölçümler sürmüş, derinliğin 10.900 metreyi aştığı giderek netleşmiştir.
Piccard ve Walsh'ın dibe inişi yaklaşık üç saat on beş dakika sürdü. O dönemde derinlik 11.521 metre olarak hesaplanmış, ancak 1995'teki yeniden değerlendirmeyle bu rakam 10.916 metreye düzeltilmiştir. Dipte yalnızca yirmi dakika kalabildiler; yüzeye dönüşle birlikte tüm yolculuk toplam beş saat sürdü. Bu derinlikte su basıncı, deniz seviyesindeki basıncın yaklaşık bin katına ulaşır; sıcaklık ise 1 ila 4 derece arasında seyreder.
Bu ezici koşullara rağmen dipte yalnız değillerdi. Challenger Çukuru'nda mikroorganizmalar, balıklar ve yengeçler yaşamını sürdürür; bu yaşamın temelinde 300 dereceye ulaşan volkanik püskürmeler ve buradan çıkan sülfürü metabolize eden bakteriler yatar. Bazı balık türlerinin yüzlerce yıl yaşadığı, buradaki canlıların prehistorik dönemlerden bu yana neredeyse hiç değişmediği düşünülmektedir.
Piccard ve Walsh'tan on yıllar sonra başkaları da bu yolculuğu tekrarladı. 2012'de yönetmen James Cameron, kendi tasarladığı ve Avustralyalı mühendislerin inşa ettiği Deepsea Challenger adlı denizaltıyla tek başına dibe indi; araç metrekare başına 7.250 tonun üzerindeki basınca dayanıklıydı. Cameron 156 dakikada dibe ulaştı, üç saat inceleme yaptı ve beklenenden kısa sürede, 70 dakikada yüzeye çıktı.
Keşifler kategorisinden
Humboldt: Doğayı Ölçen Kaşif
Bir zamanlar hasta ve sıradan bir çocuk sayılan bu Prusyalı asilzade, bir yanardağa tırmanıp dünya rekoru kıracak ve doğayı anlama biçimimizi baştan yazacaktı.
Cartier: Kanada'ya Adını Veren Yolculuk
Bir Bretonlu denizci, anlamını tam kavramadığı bir toprağa haç dikip krallık adına sahiplendi — sonra bir kışı, nehrin buzları içinde donmuş halde, bir yabancının verdiği çareye umut bağlayarak geçirdi.
Kartacalı Hanno: Afrika Kıyılarında Antik Bir Sefer
Altmış gemi, binlerce yolcu ve haritası olmayan bir kıyı: Kartacalı Hanno'nun seferi, tüylü ve düşman 'goril'lerin derileriyle Kartaca'ya döndü.
HMS Challenger: Okyanus Biliminin İlk Büyük Seferi
Topları sökülüp yerine mikroskoplar yerleştirilen bir savaş gemisi, o güne dek kimsenin ciddiye almadığı bir soruya yanıt aramak için Portsmouth'tan yola çıktı: okyanusun dibinde ne var?
Scott'un Trajedisi: Kutupta Yazılan Son Mektuplar
Beş adam dünyanın en ucuna ulaştı ve orada onları bekleyen bir Norveç bayrağı buldu. Ardından gelen zafer değil, buzda yavaşça çözülen ve bir asır boyunca unutulmayacak bir sondu.
Marco Polo: Kubilay Han'ın Sarayında
On beş yaşındaki bir çocuk, tanımadığı babasıyla ilk kez karşılaşır — kısa süre sonra kendini dünyanın en zengin sarayına giden yolda bulur. Yirmi dört yıl sonra döndüğünde, Venedik ona 'Bay Milyonlar' diyecektir.