Rain, Steam and Speed: Turner'ın Teknoloji Tablosu
Raylarda koşan bir tavşanla üzerine doğru gelen bir lokomotif — Turner'a göre hız gerçekte hangisine ait?
1844'te Kraliyet Akademisi'nde sergilenen bu tuval, izleyicilerin gözü önünde erimekte gibiydi. Karanlık bir tren, yağmur ve buharın içinden yarı belirsiz bir köprüyü geçerek izleyiciye doğru fırlıyordu. J. M. W. Turner'ın Rain, Steam, and Speed – The Great Western Railway adlı bu eseri, makine çağına adanmış, on dokuzuncu yüzyılın en cüretkâr tablolarından biri olarak kalmıştır.
Turner bu eseri Sanayi Devrimi'nin sona yaklaştığı yıllarda tamamladı; bu dönem Britanya'yı tarıma dayalı bir toplumdan fabrikaların, makinelerin ve demir rayların hükmettiği bir düzene taşımıştı. Demiryolu, sanayileşmenin en güçlü simgesiydi ve toplumsal hayatı derinden etkiliyordu. Çoğu ressam hâlâ klasik harabelere ve kırsal manzaralara yönelirken Turner, önünden geçen trenlere bakıp gelecek zamana koşan teknolojiyi resmetmeye değer buldu.
Sahne, Great Western Railway hattının Thames Nehri üzerinden Taplow ile Maidenhead arasını bağladığı Maidenhead Demiryolu Köprüsü'nde geçer. Turner bu bölgeyi otuz yıldan fazla incelemişti; Isambard Kingdom Brunel'in tasarladığı köprü ise ancak 1839'da tamamlanmıştı. Manzara, doğuya, Londra'ya bakar; fırtınalı trenin iki yanında altın rengi kırsal alan uzanır.
Lokomotif, döneminin en hızlı makinelerinden olan Firefly tipi bir mühürleri andırır ve trenin tamamı atmosferin içinde eriyip gitmektedir. Turner, köprü, lokomotif ve vagonlar gibi somut unsurları kasıtlı olarak belirsizleştirmiş, bunların sis, yağmur ve buharla kaynaşıp tek bir renk dokusuna dönüşmesine izin vermiştir. Sol altta bir çift, kayıkla nehirde ilerlerken görülür; bu ayrıntı köprünün bir nehrin üzerinde yükseldiğini hatırlatır. Trenin içinde el sallayan bir kalabalık seçilebilir — demiryolu yolculuğunun döneminde bir eğlence ve merak nesnesi olduğunun küçük bir işareti.
Sağ altta raylar boyunca koşan bir tavşan ise tablonun en tartışmalı ayrıntısıdır. Turner bu av-kovalama imgesini daha önce de kullanmıştı: Battle Abbey; the Spot Where Harold Fell ve Apollo and Daphne'de. Kimileri tavşanı hızın simgesi, kimileri teknolojinin sınırlarının bir işareti olarak okur. Bazıları ise bunu daha karanlık bir anlamda yorumlar: doğanın, kendi yarattığı makine tarafından her an ezilebilecek bir varlık hâline gelişi.
Sanat kategorisinden
Deniz Kenarında Keşiş
Uzun bir elbise içindeki tek bir figür, boş ve gri bir denize bakıyor — ve bu boşluk, sergilendiği anda büyük bir tartışma yarattı. 1810'da Berlin'de görücüye çıktığında kimse bu tabloyla ne yapacağını bilemedi.
Carnation, Lily, Lily, Rose
Bir Amerikalı ressam, İngiliz bir bahçede her akşam birkaç dakikalığına beliren mor alacakaranlığı yakalamak için batan güneşle yarıştı — ve bu yarış iki yıl sürdü.
The Apotheosis of Washington
ABD Kongre Binası'nın kubbesine bakarsanız, bulutların arasında tanrılaştırılmış George Washington'u görürsünüz — bir kurucu babanın söylenceye dönüştüğü an, tavana kazınmış hâlde.
Cupid’in Öpücüğü ile Yeniden Canlanan Psyche
Uykudaki bir ceset, ona değen bir kanat ucu ve mermerin nefes almayı öğrendiği o an — Antonio Canova'nın göze aldığı imkânsız sahne.
Felemenk Atasözleri
Bir köy meydanına bakın: bir adam sütuna dişleriyle asılıyor, bir başkası gün ışığını sepetle taşıyor, bir kadın kocasına mavi bir pelerin giydiriyor. Her hareket bir şaka — dilini bilene.
14 Yaşındaki Küçük Dansçı
Üzerinde gerçek bir tütü, başında insan saçından bir peruk vardı — ve 1881'de onu gören eleştirmenler sanki iğrenç bir şeyle karşı karşıyaymış gibi geri çekildiler.