Oğlunu Yiyen Satürn: Goya'nın Kara Duvarları

Sağır bir adamın evinde, sağır bir ressam kendi yemek odasının duvarına bir canavar çizdi — ve nedenini kimseye söylemedi.

Sanat eserleri · 2 dakika ·

Oğlunu Yiyen Satürn: Goya'nın Kara Duvarları
Francisco Goya, Public domain, via Wikimedia Commons

1819'da Francisco Goya, Madrid yakınlarında Manzanares kıyısında, Quinta del Sordo — Sağırın Evi — adıyla bilinen iki katlı bir ev satın aldı. İsim önceki sahibinden geliyordu, ama Goya'ya da uyuyordu; 1792'de geçirdiği bir ateşli hastalık onu sağır bırakmıştı. 1820 ile 1823 yılları arasında bir tarihte, Bordo'ya sürgüne gitmeden önce, Goya bu evin duvar sıvasına doğrudan resimler yaptı; sonradan Kara Resimler adıyla anılacak on dört eser doğdu.

Başlangıçta duvarlar daha neşeli görüntülerle süslenmişti. Ama zamanla Goya bunların hepsini, bugün tanıdığımız o karanlık, rahatsız edici sahnelerle örttü. Bu resimler kimseye ısmarlanmamıştı, halka gösterilmesi de düşünülmemişti; sadece İspanya'nın iç çatışmalarla sarsıldığı bir dönemde, özel bir evin duvarlarında ressamın kendisi için vardılar.

Yemek odasındaki altı eserden biri, bugün Çocuklarını Yiyen Satürn olarak bilinen tablodur. Goya bu resme de, diğer Kara Resimlere de isim vermemişti; adlar ölümünden sonra verildi. Geleneksel yoruma göre resim, Titan Kronos — Romalıların Satürn dediği tanrı — mitine dayanır. Terra, Satürn'e çocuklarından birinin onu, kendisinin babası Caelus'u alaşağı ettiği gibi alaşağı edeceğini haber vermişti. Kehaneti engellemek için Satürn, çocuklarını doğar doğmaz yedi: Vesta, Ceres, Juno, Pluto, Neptün. Karısı Ops sonunda altıncı çocukları Jüpiter'i Girit'te sakladı, Satürn'ü kundağa sarılı bir taşla kandırdı. Jüpiter büyüdü ve kehanet gerçekleşti: babasının yerine geçti.

Ama resmin kendisi, mitin daha yumuşak şiddetinden ayrılır. Efsanede Satürn çocuklarını bütün olarak yutar, sonra taşı yuttuğunda hepsini diri diri kusar. Goya ise çok daha vahşi bir şey gösterir: gözleri fal taşı gibi açılmış, kocaman bir figür bir insan bedenini kavramış; başı ve sol kolu çoktan yenmiş, sağ kolu da yenmiş ya da büyük figürün başparmakları arasında sıkışmış olabilir. Tanrının ağzı bir lokma daha almak için açılmıştır. Işık yalnızca beyaz tene, kırmızı kana ve cesedin sırtına gömülmüş parmakların beyaz eklemlerine değer.