Bergama Sunağı: Berlin'e Taşınan Tapınak
Bir zamanlar Bergama Akropolü'nde tanrılara doğru yükselen, genişliği neredeyse 20 metreyi bulan bir merdiven vardı. Bugün o merdiven Berlin'de duruyor.
Anadolu'nun kuzeybatısında, bugünkü İzmir'in kuzeyinde yer alan antik Pergamon kentinin akropolünde, Attalos hanedanı MÖ 2. yüzyılda görkemli bir yapı yaptırdı: 35,74 metre genişliğinde, 33,4 metre derinliğinde, keskin bir U biçiminde bir sunak. Ön cephesindeki merdivenler tek başına 20 metre genişliğindeydi. Bu yapı, üç ayrı antik klasik listede Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri olarak anıldı.
Pergamon Krallığı'nın kökleri mütevazıydı. MÖ 3. yüzyıl başında Philetairos tarafından Selevkos İmparatorluğu'nun bir parçası olarak kurulan krallık, Attalos I döneminde bağımsızlığını kazandı; Attalos, MÖ 228'de Kelt Galatları'nı yenerek kendini kral ilan etti. Oğlu Eumenes II, Galat gücünü daha da kırdı ve kendisinden sonra tahta geçecek olan kardeşi Attalos II ile birlikte ülkeyi yönetti. MÖ 188'de Eumenes II, Roma'nın müttefiki olarak Apameia Antlaşması'nı imzaladı; bu antlaşma Selevkosların Anadolu'daki etkisini geriletti. Güçlerinin farkına varan Attalidler, önemlerini dünyaya göstermek istediler — bunun dili de anıtsal mimariydi.
Sunağın dış cephesindeki yüksek kabartma friz, Olimpos tanrıları ile Devler arasındaki mitolojik savaşı, Gigantomakhia'yı betimliyordu. İç avlu duvarlarında, yangın sunağını çevreleyen daha küçük ve daha az korunmuş bir friz ise Pergamon'un efsanevi kurucusu, Herakles ile Auge'nin oğlu Telefos'un öyküsünü anlatıyordu. Dikkat çekici bir ayrıntı: Roma'nın kurucusu Romulus bir dişi kurt tarafından emzirilirken, Attalid soyunun atası sayılan Telefos frizde bir dişi aslan tarafından emzirilir — Roma'ya karşı sessiz bir üstünlük iddiası.
Uzun süre sunağın, Eumenes II'nin MÖ 184'te Tolistoagion Keltleri ve önderleri Ortiagon üzerindeki zaferini anmak için yaptırıldığı düşünüldü. Ancak yapının ve frizlerin incelenmesi bu görüşü zayıflattı; çünkü bilinen Pergamon zafer anıtları bu yapıya hiç benzemiyordu. Gigantomakhia frizi, doğu frizindeki bir Devin kalkanı üzerindeki 'Makedonya Yıldızı' ve kuzey frizdeki bir tanrının elindeki Kelt kalkanı dışında, güncel savaşlara doğrudan gönderme yapmaktan kaçınır. Savaş sahnesi daha çok kozmik, etik bir anlatı gibi okunur; kalıntı halindeki adak yazıtı da sunağın, lütuflarından ötürü tanrılara -büyük olasılıkla frizde öne çıkan Zeus ve kızı Athena'ya- adandığını düşündürür.
Tarihlendirme hâlâ tartışmalıdır. Sunağın temelinde bulunan bir çömlek parçası MÖ 172/171'e tarihlenir, yani inşaat bundan sonra başlamış olmalıdır. Bernard Andreae'nin 2001'de öne sürdüğü etkili bir teoriye göre sunak, MÖ 166-156 arasında, Pergamon'un Makedonlar, Galatlar ve Selevkoslar üzerindeki zaferlerini kutlayan genel bir zafer anıtı olarak, heykeltıraş Phyromakhos tarafından tasarlanmış olabilir. MÖ 166'ya kadar büyük paralar savaşa harcandığından, inşaatın ancak barış geldikten sonra başlamış olması muhtemeldir.
Sanat kategorisinden
Deniz Kenarında Keşiş
Uzun bir elbise içindeki tek bir figür, boş ve gri bir denize bakıyor — ve bu boşluk, sergilendiği anda büyük bir tartışma yarattı. 1810'da Berlin'de görücüye çıktığında kimse bu tabloyla ne yapacağını bilemedi.
Carnation, Lily, Lily, Rose
Bir Amerikalı ressam, İngiliz bir bahçede her akşam birkaç dakikalığına beliren mor alacakaranlığı yakalamak için batan güneşle yarıştı — ve bu yarış iki yıl sürdü.
The Apotheosis of Washington
ABD Kongre Binası'nın kubbesine bakarsanız, bulutların arasında tanrılaştırılmış George Washington'u görürsünüz — bir kurucu babanın söylenceye dönüştüğü an, tavana kazınmış hâlde.
Cupid’in Öpücüğü ile Yeniden Canlanan Psyche
Uykudaki bir ceset, ona değen bir kanat ucu ve mermerin nefes almayı öğrendiği o an — Antonio Canova'nın göze aldığı imkânsız sahne.
Felemenk Atasözleri
Bir köy meydanına bakın: bir adam sütuna dişleriyle asılıyor, bir başkası gün ışığını sepetle taşıyor, bir kadın kocasına mavi bir pelerin giydiriyor. Her hareket bir şaka — dilini bilene.
14 Yaşındaki Küçük Dansçı
Üzerinde gerçek bir tütü, başında insan saçından bir peruk vardı — ve 1881'de onu gören eleştirmenler sanki iğrenç bir şeyle karşı karşıyaymış gibi geri çekildiler.