Timbuktu Elyazmaları: Kurtarılan Bilgi Hazinesi
Yüzyıllarca sandıklarda, kerpiç evlerin loş odalarında sessizce beklediler. Sonra savaş geldi ve binlerce sayfa canını kurtarmak için yollara düştü.
Mali'nin kuzeyinde, Sahra'nın eşiğindeki Timbuktu kentinde, aileler kuşaklar boyunca dünyanın çoğunun unuttuğu bir hazineyi sessizce korudular: 13. yüzyılın sonlarına, Mali İmparatorluğu'nun İslamlaşma dönemine kadar uzanan yüzbinlerce elyazması. Çoğunlukla Arap harfleriyle yazılan bu metinler arasında Kur'an nüshaları, Platon, Hipokrat ve İbn Sina'dan çeviriler ve Endülüslü bir alimin 11. yüzyıl ortasında kaleme aldığı yirmi sekiz ciltlik Arapça sözlük El-Muhkem de vardı. Bazı metinler Fula, Songay, Tamaşek, Bambara ve Soninke gibi Afrika dillerinde, Arap harfleriyle yazılmış Ajami biçiminde kaleme alınmıştı.
Timbuktu'nun katipleri sadece kopyacı değildi; kendi tarihlerini, hukuk risalelerini, dinî yorumlarını, felsefe ve şiir eserlerini de yazdılar. Hukukçular fıkıh ve zekat üzerine derin kayıtlar tuttu. Bazıları gökyüzüne baktı: yıldızların hareketini takvim ve mevsim hesapları için izleyen metinler arasında, tarihçi Mahmud Kati'nin Ağustos 1583'te muhtemelen bir Perseid meteor yağmurunu tasvir ettiği kayıt da vardı; yıldızların 'sanki tüm gökyüzü ateş almış gibi' uçuştuğunu, bunun şafağa kadar sürdüğünü yazmıştı.
Metinlerin konu çeşitliliği şaşırtıcıydı. Bazıları çöl bitkilerinin besin ve tedavi özelliklerini anlatıyordu. Bazıları çok eşlilik, borç verme ve kölelik gibi meseleleri tartışıyordu. Diğerleri büyü, astroloji, falcılık, kara büyü, ölülerle iletişim, kum ve taşlarla fal bakma, suya taş atıp dalgalardan geleceği okuma gibi konuları içeriyordu. 'Erkeklere Kadınlarıyla Cinsel İlişki Konusunda Öğütler' başlıklı bir cilt ise afrodizyaklar, kısırlık tedavileri ve eşi 'geri kazanma' yöntemleri sunuyordu.
Bunca zenginliğe rağmen çoğu elyazması hâlâ kataloglanmamış ve incelenmemiş durumda, ailelerden aileye geçmiş ve genellikle kötü koşullarda saklanmıştı. Toplam sayı belli değil, ancak kaba tahminler var. Fransız sömürge döneminde Arapça eğitimin gerilemesiyle bu metinlere ilgi azaldı, çoğu ucuza satıldı. Time dergisi bir imamın dört elyazmasını yalnızca 50 dolara satın aldığını anlatmıştı. Ekim 2008'de bir evi basan sel, 700 elyazmasını tamamen yok etti.
Tanınma yavaş geldi. UNESCO 1970'te koruma amaçlı bir örgüt kurdu, ama fonlama 1977'ye kadar gelmedi. Harvard profesörü Henry Louis Gates'in 1998'de PBS için Timbuktu'yu ziyaret etmesi kamuoyu ve akademik ilgiyi uyandırdı, yeni fonların açılmasını sağladı. Oslo Üniversitesi'nin 1999-2007 arasında yürüttüğü Timbuktu Elyazmaları Projesi, Lüksemburg hükümeti, NORAD, Ford Vakfı, NUFU ve ABD Büyükelçiler Kültürel Koruma Fonu tarafından desteklendi; geleneksel ciltçiliği canlandırdı, yerel uzmanlar yetiştirdi ve Ahmed Baba Enstitüsü'nde elektronik katalog kurdu.
Sanat kategorisinden
Deniz Kenarında Keşiş
Uzun bir elbise içindeki tek bir figür, boş ve gri bir denize bakıyor — ve bu boşluk, sergilendiği anda büyük bir tartışma yarattı. 1810'da Berlin'de görücüye çıktığında kimse bu tabloyla ne yapacağını bilemedi.
Carnation, Lily, Lily, Rose
Bir Amerikalı ressam, İngiliz bir bahçede her akşam birkaç dakikalığına beliren mor alacakaranlığı yakalamak için batan güneşle yarıştı — ve bu yarış iki yıl sürdü.
The Apotheosis of Washington
ABD Kongre Binası'nın kubbesine bakarsanız, bulutların arasında tanrılaştırılmış George Washington'u görürsünüz — bir kurucu babanın söylenceye dönüştüğü an, tavana kazınmış hâlde.
Cupid’in Öpücüğü ile Yeniden Canlanan Psyche
Uykudaki bir ceset, ona değen bir kanat ucu ve mermerin nefes almayı öğrendiği o an — Antonio Canova'nın göze aldığı imkânsız sahne.
Felemenk Atasözleri
Bir köy meydanına bakın: bir adam sütuna dişleriyle asılıyor, bir başkası gün ışığını sepetle taşıyor, bir kadın kocasına mavi bir pelerin giydiriyor. Her hareket bir şaka — dilini bilene.
14 Yaşındaki Küçük Dansçı
Üzerinde gerçek bir tütü, başında insan saçından bir peruk vardı — ve 1881'de onu gören eleştirmenler sanki iğrenç bir şeyle karşı karşıyaymış gibi geri çekildiler.