Christ of Saint John of the Cross: Dalí'nin Kozmik Rüyası
Salvador Dalí bir rüyada atomun çekirdeğini gördü — ve çarmıhı ne bir çivi, ne kan, ne de diken tacıyla resmetti.
1950 yılında Salvador Dalí, kendi deyimiyle bir 'kozmik rüya' görür. Rüyasında canlı renklerle beliren bir görüntü, uyanınca zihninde büyür: atomun çekirdeği, evrenin birliği, ve nihayet İsa'nın kendisi. Bu rüyadan, yirminci yüzyılın en tanınmış dinî tablolarından biri doğar.
Dalí, Christ of Saint John of the Cross'u 1951'de tamamlar. Tabloda İsa, kararmış bir gökyüzünde çarmıha gerilmiş halde, aşağıda bir tekne ve balıkçıların bulunduğu bir su kütlesinin üzerinde asılı gibi durur. Bu su kütlesi hayali değildir; Dalí'nin o dönemde yaşadığı Katalonya'daki Portlligat koyudur.```
Tabloyu şaşırtıcı kılan şey, çıkardıklarıdır. Ne çivi vardır, ne kan, ne de diken tacı. Dalí, bir rüyanın kendisini bu geleneksel unsurların İsa tasvirini bozacağına ikna ettiğini söyler. Başka bir rüya ise, İsa'yı bu denli sıra dışı, yukarıdan aşağıya bakan açıyla resmetmenin önemini ona göstermiştir.
Eserin adı, 16. yüzyıl İspanyol keşişi Aziz Yuhanna'nın (San Juan de la Cruz) bir çizimine dayanır; Dalí kompozisyonunu bu çizim üzerine kurmuştur. İsa figürü geometrik biçimlerden oluşur: açık kolların oluşturduğu bir üçgen, başın oluşturduğu bir daire. Dalí üçgeni Teslis'e, daireyi ise Platoncu düşünceye ve birliğe bir gönderme olarak görür.
Doğru pozu bulmak için Dalí hayal gücüyle yetinmez. Hollywood dublörü Russell M. Saunders'ı bir vinç düzeneğinden asarak, insan bedeninin bu özel açıdan yerçekimi altında nasıl görüneceğini bizzat inceler.
Sanat kategorisinden
Deniz Kenarında Keşiş
Uzun bir elbise içindeki tek bir figür, boş ve gri bir denize bakıyor — ve bu boşluk, sergilendiği anda büyük bir tartışma yarattı. 1810'da Berlin'de görücüye çıktığında kimse bu tabloyla ne yapacağını bilemedi.
Carnation, Lily, Lily, Rose
Bir Amerikalı ressam, İngiliz bir bahçede her akşam birkaç dakikalığına beliren mor alacakaranlığı yakalamak için batan güneşle yarıştı — ve bu yarış iki yıl sürdü.
The Apotheosis of Washington
ABD Kongre Binası'nın kubbesine bakarsanız, bulutların arasında tanrılaştırılmış George Washington'u görürsünüz — bir kurucu babanın söylenceye dönüştüğü an, tavana kazınmış hâlde.
Cupid’in Öpücüğü ile Yeniden Canlanan Psyche
Uykudaki bir ceset, ona değen bir kanat ucu ve mermerin nefes almayı öğrendiği o an — Antonio Canova'nın göze aldığı imkânsız sahne.
Felemenk Atasözleri
Bir köy meydanına bakın: bir adam sütuna dişleriyle asılıyor, bir başkası gün ışığını sepetle taşıyor, bir kadın kocasına mavi bir pelerin giydiriyor. Her hareket bir şaka — dilini bilene.
14 Yaşındaki Küçük Dansçı
Üzerinde gerçek bir tütü, başında insan saçından bir peruk vardı — ve 1881'de onu gören eleştirmenler sanki iğrenç bir şeyle karşı karşıyaymış gibi geri çekildiler.