Christ of Saint John of the Cross: Dalí'nin Kozmik Rüyası

Salvador Dalí bir rüyada atomun çekirdeğini gördü — ve çarmıhı ne bir çivi, ne kan, ne de diken tacıyla resmetti.

Sanat eserleri · 2 dakika ·

Christ of Saint John of the Cross: Dalí'nin Kozmik Rüyası
John of the Cross, Public domain, via Wikimedia Commons

1950 yılında Salvador Dalí, kendi deyimiyle bir 'kozmik rüya' görür. Rüyasında canlı renklerle beliren bir görüntü, uyanınca zihninde büyür: atomun çekirdeği, evrenin birliği, ve nihayet İsa'nın kendisi. Bu rüyadan, yirminci yüzyılın en tanınmış dinî tablolarından biri doğar.

Dalí, Christ of Saint John of the Cross'u 1951'de tamamlar. Tabloda İsa, kararmış bir gökyüzünde çarmıha gerilmiş halde, aşağıda bir tekne ve balıkçıların bulunduğu bir su kütlesinin üzerinde asılı gibi durur. Bu su kütlesi hayali değildir; Dalí'nin o dönemde yaşadığı Katalonya'daki Portlligat koyudur.```

Tabloyu şaşırtıcı kılan şey, çıkardıklarıdır. Ne çivi vardır, ne kan, ne de diken tacı. Dalí, bir rüyanın kendisini bu geleneksel unsurların İsa tasvirini bozacağına ikna ettiğini söyler. Başka bir rüya ise, İsa'yı bu denli sıra dışı, yukarıdan aşağıya bakan açıyla resmetmenin önemini ona göstermiştir.

Eserin adı, 16. yüzyıl İspanyol keşişi Aziz Yuhanna'nın (San Juan de la Cruz) bir çizimine dayanır; Dalí kompozisyonunu bu çizim üzerine kurmuştur. İsa figürü geometrik biçimlerden oluşur: açık kolların oluşturduğu bir üçgen, başın oluşturduğu bir daire. Dalí üçgeni Teslis'e, daireyi ise Platoncu düşünceye ve birliğe bir gönderme olarak görür.

Doğru pozu bulmak için Dalí hayal gücüyle yetinmez. Hollywood dublörü Russell M. Saunders'ı bir vinç düzeneğinden asarak, insan bedeninin bu özel açıdan yerçekimi altında nasıl görüneceğini bizzat inceler.