Van Gogh'un Otoportreleri: Saklı Yüzler, Sessiz Hikayeler

Aynadaki tersine dönmüş yüzünü onlarca kez resmetti — ve o yüzlerden biri, bir asırdan fazla süre görünmeden saklı kaldı.

Sanat eserleri · 3 dakika ·

Van Gogh'un Otoportreleri: Saklı Yüzler, Sessiz Hikayeler
Vincent van Gogh, Public domain, via Wikimedia Commons

14 Temmuz 2022'de, Scottish National Gallery of Modern Art'ta çalışan koruma uzmanı Lesley Stevenson, Köylü Kadının Başı adlı tabloyu röntgenden geçirirken şaşırtıcı bir şey buldu: sakallı, kenarlı şapkalı, boynuna eşarp dolamış bir adam, sol kulağı net biçimde görünen bir yüz. Bu, neredeyse kesin olarak Vincent van Gogh'un bir otoportresiydi; yüz yüzyılı aşkın süredir karton ve tutkal katmanları altında saklanmıştı. Uzmanlar bu resmin, van Gogh'un Fransa'ya taşınıp izlenimcilerin çalışmalarını keşfettiği 1885 yılına ait olduğunu düşünüyor — sanatçının daha renkli, dışavurumcu tarzına giden yolu açan bir dönem. Parası sık sık kıt olan van Gogh, tuvallerini yeniden kullanmayı ya da arka yüzlerine resim yapmayı alışkanlık haline getirmişti.

Günümüze kadar açıkça ulaşabilen ilk otoportresi 1886 tarihlidir, Paris'te yapılmıştır. Bu, kendi yüzünü defalarca resmetme alışkanlığının başlangıcıdır; bu alışkanlık kibirden değil, çoğunlukla model bulmanın zorluğundan kaynaklanıyordu. Kendi yüzü her zaman oradaydı, ücretsiz ve sabırlıydı.

Erken dönem eserlerinden biri, katalog numarasıyla bilinir: F208a, Koyu Fötr Şapkalı Otoportre. Aile koleksiyonunda geç ortaya çıkmış ve 1945'ten önce hiç sergilenmemişti. Ne zaman ve nerede yapıldığı hâlâ tartışmalıdır — kimileri Anvers'de 1886 öncesini, kimileri Paris'te 1886 baharını, kimileri de Neo-izlenimciliğe olan yakınlığı nedeniyle 1886 sonbaharını işaret eder. X ışını incelemesi altında bir nü etüdü ortaya çıkarmıştır; Anvers'de öğrenciler nü modellerle çalışmadığından bu bulgu, resmin Fernand Cormon'un atölyesine kaydolduğu Paris'te yapıldığını düşündürür. Biyografi yazarı Marc Edo Tralbaut bu tabloya özel bir değer vermiş, kitabının kapağına koymuş ve van Gogh'un burada kendini 'yalın' gösterdiğini söylemiştir. Tralbaut, sağlığı bozulan ve dişleri dökülmeye başlayan van Gogh'un bunu gizlemek için bıyık bıraktığını, orta sınıf geçmişini vurgulamak amacıyla şehirli kıyafetler giydiğini belirtir.

Van Gogh Arles'a, ardından Saint-Rémy'ye geçtiğinde, otoportrelerinde sessiz ama anlamlı bir değişim görülür. Saint-Rémy'de yaptığı tüm otoportreler başını soldan gösterir — yani kesilmemiş kulağının olduğu taraftan. Kolayca gözden kaçan bu ayrıntı, hayatının en ünlü olaylarından birinin izini sessizce taşır.

Son otoportresi olabilecek iki tablo öne çıkar. Biri, F627 numaralı eser, kardeşi Theo'ya hediye edilmişti. Diğeri, F525, annesine doğum günü hediyesi olarak verilmişti. Sakalını kestikten hemen sonra yapılan bu ikinci tablo, Jan Hulsker'e göre, kulağını kestikten sonra yatırıldığı Arles'taki hastane dönemine denk gelir — sargılı kulaklı otoportreleri F527 ve F529'da da sakalsız görünür. Annesine verilen bu tablo, Orsay Müzesi'ndeki Arles'daki Yatakodası tablosunun üçüncü ve küçük versiyonunda bile görülebilir. Yıllar sonra bu otoportre, 1998'de New York'ta 71,5 milyon dolara satılarak tüm zamanların en pahalı tablolarından biri olmuştur.