Gassed: Hardal Gazı Kurbanlarının Sessiz Yürüyüşü
Bir 'epik' arayışındaki Amerikalı ressam, ağustos akşamının ışığında gözleri sarılı askerlerin oluşturduğu bir alayla karşılaştı — ve savaşın en gerçek görüntüsünü orada buldu.
John Singer Sargent, 62 yaşında ve zamanının en ünlü portre ressamıyken, Britanya Savaş Anıtları Komitesi ondan alışılmadık bir şey istedi: Birinci Dünya Savaşı'nı resmetmesini. Amerikalı bir göçmen olarak özellikle İngiliz-Amerikan iş birliğini simgeleyecek bir eser için seçilmişti; bu, Uccello'nun San Romano Muharebesi triptiğinden ilham alan büyük ölçekli bir Anma Salonu projesinin parçasıydı; projede Percy Wyndham Lewis, Paul Nash, Henry Lamb, John Nash ve Stanley Spencer'dan da eserler bulunacaktı.
Temmuz 1918'de, ressam Henry Tonks'la birlikte Batı Cephesi'ne giden Sargent, önce Arras yakınlarındaki Muhafız Tümeni'nde, ardından Ypres yakınlarındaki Amerikan Seferi Kuvvetleri'nde vakit geçirdi. İnsan figürleriyle dolu, anıtsal bir şey resmetmek istiyordu ama haftalarca İngiliz ve Amerikan birliklerini aynı sahnede bulamadı. Eylül ayında Evan Charteris'e yazdığı mektupta hayal kırıklığını dile getirdi: Bakanlık bir epik bekliyordu, oysa o yalnızca 'kalabalık insan kütleleri' içeren üç sahne görmüştü — askerlerle dolu bir yol, kamyonlarla dolu bir tren ve en acıklısı, gazlanmış, gözleri bağlı askerlerle dolu bir tarla.
Bu acıklı manzara, 21 Ağustos 1918'de, Arras ile Doullens arasında, Bailleulval yakınındaki Le Bac-du-Sud'da yaşanmıştı. Alman hardal gazı, İkinci Arras Muharebesi sırasında ilerleyen 2. Piyade Tümeni'nin 99. Tugayı'na ve 3. Piyade Tümeni'nin 8. Tugayı'na isabet etmişti. VI Kolordu komutanı General Haldane, o anı şöyle anımsıyordu: güneş sabah sisini yararak parlamış, bu da gazın buharlaşmasına yol açmıştı; kısa süre sonra subaylar ve erler kör olmuş, savaş dışı kalmıştı. O sırada tesadüfen sahneye gelen Sargent, daha önce Haldane'e savaşı simgeleyecek bir şey resmetmek istediğini söylemişti; Haldane ona tankları önermişti. Ama yoldaşları tarafından neredeyse kör bir hâlde götürülen gazlanmış askerleri izlerken Sargent, aradığını bulduğunu fark etti.
Henry Tonks, daha sonra Alfred Yockney'e yazdığı mektupta sahneyi betimledi: Doullens yolundaki kolordu sargı istasyonuna gazlanmış vakalar sürekli geliyor, tıpkı Sargent'in resmedeceği gibi, altışar kişilik gruplar hâlinde bir görevli tarafından yönlendiriliyorlardı. Yüzlerce adam çimenlerde oturuyor ya da yatıyor, büyük acı çekiyor, gözleri keten bezle örtülüydü. Tonks'a göre hava çok güzeldi, güneş batmak üzereydi — ve derinden etkilenen Sargent hemen notlar almaya başladı.
Fulham'daki atölyesine dönen Sargent, 1918'in sonundan 1919 Mart'ına kadar bu notları Gassed adlı tabloya dönüştürdü; eser 231,0 x 611,1 santimetre boyutlarındadır — yaklaşık 2,3 metre yüksekliğinde ve 6,1 metre genişliğinde. Kompozisyonun merkezinde, neredeyse gerçek boyutta resmedilmiş on bir kişilik bir grup bulunur: gözleri bağlı on yaralı asker, bir sağlık görevlisi eşliğinde tahta bir kaldırım üzerinde, resmin kenarındaki halatlarla ima edilen bir sargı istasyonuna doğru sıra hâlinde yürür. Bu doğalcı ama neredeyse dinsel bir alaya benzeyen geçit töreni, çevrelerinde yatan başka yaralı ve ölülerle kuşatılmıştır; arka planda iki görevli eşliğinde sekiz kör askerden oluşan ikinci bir sıra ilerler.
Sanat kategorisinden
Deniz Kenarında Keşiş
Uzun bir elbise içindeki tek bir figür, boş ve gri bir denize bakıyor — ve bu boşluk, sergilendiği anda büyük bir tartışma yarattı. 1810'da Berlin'de görücüye çıktığında kimse bu tabloyla ne yapacağını bilemedi.
Carnation, Lily, Lily, Rose
Bir Amerikalı ressam, İngiliz bir bahçede her akşam birkaç dakikalığına beliren mor alacakaranlığı yakalamak için batan güneşle yarıştı — ve bu yarış iki yıl sürdü.
The Apotheosis of Washington
ABD Kongre Binası'nın kubbesine bakarsanız, bulutların arasında tanrılaştırılmış George Washington'u görürsünüz — bir kurucu babanın söylenceye dönüştüğü an, tavana kazınmış hâlde.
Cupid’in Öpücüğü ile Yeniden Canlanan Psyche
Uykudaki bir ceset, ona değen bir kanat ucu ve mermerin nefes almayı öğrendiği o an — Antonio Canova'nın göze aldığı imkânsız sahne.
Felemenk Atasözleri
Bir köy meydanına bakın: bir adam sütuna dişleriyle asılıyor, bir başkası gün ışığını sepetle taşıyor, bir kadın kocasına mavi bir pelerin giydiriyor. Her hareket bir şaka — dilini bilene.
14 Yaşındaki Küçük Dansçı
Üzerinde gerçek bir tütü, başında insan saçından bir peruk vardı — ve 1881'de onu gören eleştirmenler sanki iğrenç bir şeyle karşı karşıyaymış gibi geri çekildiler.