Karun Hazinesi: Lanet Söylentileriyle Dönen Altınlar
Üç define avcısı, 2.600 yıllık bir mezarı dinamitleyerek bir Lidya prensesinin huzurunu bozdu. Ardından gelen olaylar zinciri; kaçakçılık, dava, sahtecilik ve bir lanet söylentisiyle bugüne kadar sürdü.
6 Haziran 1965 gecesi, Uşak'a bağlı Güre kasabası yakınlarındaki Toptepe Tümülüsü'nde beş kişilik bir grup, mermer mezar kapısını açamayınca farklı bir yol denedi. Mezar odasına tünel kazarak ulaştılar ve buldukları eserleri dönemin parasıyla 65.000 TL'ye sattılar. Bu, MÖ 560-546 yılları arasında Lidya'yı yöneten Kroisos (Karun) dönemine ait büyük soygunlar zincirinin ilkiydi.
1966 yılında İkiztepe Tümülüsü, bu kez 11 kişilik bir grup tarafından soyuldu. Mezar odasından çıkarılan 150 parça önce saklandı, ardından 160.000 TL'ye satıldı. 1968'de ise Güre'deki üçüncü soygun Aktepe Tümülüsü'nde gerçekleşti; burada bulunan resim ve kabartmalar 40.000 TL karşılığında el değiştirdi. Eserler İzmir ve Amsterdam üzerinden ayrı sevkiyatlarla yurtdışına kaçırıldı.
1967-1968 yılları arasında New York'taki Metropolitan Müzesi, koleksiyonun büyük kısmını satın aldı; fatura değeri 200 parça için 1,2 milyon dolardı. Müze zamanla MÖ 7. yüzyıla tarihlenen 363 parçalık bir Lidya koleksiyonuna sahip oldu. Eserler yıllarca depolarda sessizce bekledi, kökenleri sorgulanmadı.
Bu sessizlik 1984'te bozuldu. Gazeteci Özgen Acar, Metropolitan Müzesi'nin bir kataloğunda bu eserlere rastladı ve Lidya kökenlerini hemen fark etti. Durumu Kültür Bakanlığı'na bildirdi, konuyla ilgili pek çok yazı kaleme aldı ve Türk bürokrasisi içinde ısrarla takip etti. 1987'de New York'ta dava açıldı. Yaklaşık 40 milyon dolarlık masrafa yol açan altı yıllık hukuki mücadele, 1993'te müze yetkililerinin eserleri çalıntı olduklarını bile bile satın aldıklarını itiraf etmesiyle sonuçlandı ve hazine Türkiye'ye iade edildi.
Geri getirilen eserler -sonradan el konulan ve yeniden bulunan parçalarla yaklaşık 450'ye ulaşan koleksiyon- Uşak Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmeye başladı. Ancak müze, yöresel halıları saklamaya daha uygun küçük bir mekândı. 35.573 tarihi eserin bulunduğu müzede eserlerin yalnızca yüzde onu sergilenebiliyor, yer darlığından dolayı pek çok parça üst üste istifleniyordu.
Sanat kategorisinden
Deniz Kenarında Keşiş
Uzun bir elbise içindeki tek bir figür, boş ve gri bir denize bakıyor — ve bu boşluk, sergilendiği anda büyük bir tartışma yarattı. 1810'da Berlin'de görücüye çıktığında kimse bu tabloyla ne yapacağını bilemedi.
Carnation, Lily, Lily, Rose
Bir Amerikalı ressam, İngiliz bir bahçede her akşam birkaç dakikalığına beliren mor alacakaranlığı yakalamak için batan güneşle yarıştı — ve bu yarış iki yıl sürdü.
The Apotheosis of Washington
ABD Kongre Binası'nın kubbesine bakarsanız, bulutların arasında tanrılaştırılmış George Washington'u görürsünüz — bir kurucu babanın söylenceye dönüştüğü an, tavana kazınmış hâlde.
Cupid’in Öpücüğü ile Yeniden Canlanan Psyche
Uykudaki bir ceset, ona değen bir kanat ucu ve mermerin nefes almayı öğrendiği o an — Antonio Canova'nın göze aldığı imkânsız sahne.
Felemenk Atasözleri
Bir köy meydanına bakın: bir adam sütuna dişleriyle asılıyor, bir başkası gün ışığını sepetle taşıyor, bir kadın kocasına mavi bir pelerin giydiriyor. Her hareket bir şaka — dilini bilene.
14 Yaşındaki Küçük Dansçı
Üzerinde gerçek bir tütü, başında insan saçından bir peruk vardı — ve 1881'de onu gören eleştirmenler sanki iğrenç bir şeyle karşı karşıyaymış gibi geri çekildiler.