Virgin and Child with Saint Anne: Leonardo'nun Tamamlanmayan Şaheseri

Bitirilmemiş bir mihrap tablosu, panelin arkasında saklı bir at kafası çizimi ve olmayan bir akbabayı gören bir psikanalist — Leonardo'nun son büyük kompozisyonunun tuhaf hikâyesi.

Sanat eserleri · 3 dakika ·

Virgin and Child with Saint Anne: Leonardo'nun Tamamlanmayan Şaheseri
Public domain, via Wikimedia Commons

Leonardo da Vinci, ölümüne dek yaklaşık yirmi yıl boyunca aynı şefkatli sahneye dönüp durdu: bir büyükanne, onun kızı ve bir kuzuya uzanan bir çocuk. 1501-1519 yılları arasına tarihlenen The Virgin and Child with Saint Anne, sanatçının ölümünde yarım kalmıştı, ama yine de sanat tarihinin en çok incelenen eserlerinden biri olmayı sürdürdü. Eser, Floransa'daki Santissima Annunziata Kilisesi'nin yüksek mihrap tablosu olarak sipariş edilmişti; oysa Anne, Meryem ve İsa'yı bir arada gösterme fikri Leonardo'yu bu siparişten çok önce meşgul ediyordu.

Tarihçilere göre tablo aslında Fransa Kralı XII. Louis'nin siparişine dayanıyor olabilir; kralın 1499'da bir kızının doğumu üzerine bu eseri istediği düşünülüyor, ama tablo hiçbir zaman kendisine teslim edilmedi. Leonardo, nihai yağlıboya kompozisyona geçmeden önce, bu üç figürü bir araya getirme sorununu Londra'daki National Gallery'de bulunan Burlington House Kartonu üzerinde çözmeye çalıştı; büyük ölçekli bu hazırlık çizimi, iç içe geçen pozları denemesine olanak tanıdı.

2008 yılında bir Louvre küratörü, panelin arka yüzünde çıplak gözle görülemeyen soluk çizimler keşfetti; bunlar kızılötesi reflektografi yöntemiyle ortaya çıkarıldı. Bunlardan biri, Leonardo'nun The Battle of Anghiari'yi resmetmeden önce yaptığı at çalışmalarını hatırlatan, yedi çarpı dört inç ölçülerinde bir at kafası çizimiydi. Bir diğeri, altı buçuk çarpı dört inç ölçülerinde yarım bir kafatasını gösteriyordu. Üçüncü çizim ise, ön yüzdeki bitmiş kompozisyonu andıran şekilde, kuzuyla oynayan bebek İsa'yı betimliyordu. Louvre, bunun Leonardo'nun eserlerinden birinin arka yüzünde bulunan ilk çizim olduğunu açıkladı.

Panelin ön yüzünde sahne son derece samimi bir hava taşır. Meryem, annesi Aziz Anne'nin dizinde otururken, kuzuyla oynayan bebek İsa'ya doğru uzanır. Sanat tarihçisi Tom Gurney, iki kadının çocuğun tatlılığından keyif aldığı neşeli bir atmosfer tarif eder; çocuk ise annesinden yol gösterici bir bakış bekler gibidir. Akademisyen Michael Alan Anderson ise İsa'nın soyağacının bu eserde ne denli gerçekçi biçimde ifade edildiğine dikkat çeker: Meryem, şaşırtıcı derecede genç görünen Anne'nin kucağında otururken, her iki kadın da elinde Tanrı Kuzusu'nu tutan İsa'ya bakar; bu kuzu, onun geleceği Çile'nin bir simgesidir.

Tablo, beklenmedik biçimde psikanalitik kuramın da merkezine oturdu. Sigmund Freud, 1910'da yazdığı Leonardo da Vinci üzerine bir denemede, Meryem'in giysisindeki kıvrımların bir akbaba silueti gizlediğini öne sürdü. Freud bunu, Leonardo'nun Codex Atlanticus'ta anlattığı bir çocukluk anısına bağladı: beşiğindeyken bir kuşun kuyruğuyla dudaklarına vurduğu anı. Freud bunda bastırılmış bir çocukluk fantezisinin izini gördü ve Leonardo'nun Meryem-Anne ikili figürüne olan düşkünlüğünü, kendisinin de öz annesi ve babasının eşi tarafından yetiştirilmiş olmasına, yani 'iki annesi' olmasına bağladı.