Aziz Antonius'un Ayartılması: Bosch'un Üç Panelli Şeytan Triptiği
Bir kule çöküyor, gökyüzü şeytanlarla kaynıyor, ama tek bir adam hâlâ küçük bir haç işaretine parmağını uzatmış — resimdeki kimse ona bakmasa da. Hieronymus Bosch bir insanın imanını sınamak için tüm bir dünya inşa etti ve o dünyanın yarısını çözülmemiş bıraktı.
1501 yılı civarında, Hieronymus Bosch'un atölyesinde, üç ahşap panel birbirine menteşelenerek bir triptik oluşturdu: Triptych of the Temptation of St. Anthony. Yağlıboya tekniğiyle yapılan orta panel 131,5 x 119 santimetre ölçülerinde, yan kanatlar ise 131,5 x 53 santimetre boyutundadır. Eser bugün, kökeninden çok uzakta, Lizbon'daki Museu Nacional de Arte Antiga'da sergilenmekte ve ziyaretçileri ayrıntılarının şifresini çözmeye davet etmektedir.
Konu, Bosch'un elinden çıktığında bile çoktan eskiydi. Üçüncü yüzyıl sonu ile dördüncü yüzyıl başında yaşamış Mısır çöl babalarından Aziz Anthony, Hristiyan sanatında direnilen günahın simgesi olarak uzun süre ilgi çekmişti. Bosch, Athanasius'un Aziz Anthony'nin Hayatı adlı eserinden — Flandre'da Pieter van Os tarafından yaygınlaştırılmıştı — ve Jacopo da Varazze'nin Altın Efsane'sinden beslenerek kendine has bir hayal dünyası kurdu.
Sol panel, Anthony'nin efsanevi uçuşunu ve şeytanlar tarafından gökten düşürülüşünü gösterir. Altta, mağarası — ya da belki bir genelev — çömelmiş bir insan biçiminde oyulmuş bir tepenin içindedir; girişi grotesk biçimde o figürün art bölgesinden oluşur. Kutsal giysiler içindeki bir şeytan ve bir geyiğin önderliğindeki dinsiz bir alay oraya yönelir. Ön planda, bitkin Anthony'yi bir rahip ve bir sivil tutmaktadır; geleneksel olarak bu sivilin Bosch'un kendisi olduğu düşünülür. Donmuş bir gölü aşan köprünün altında üç figür belirir, biri mektup okuyan bir keşiştir; buz pateni yapan bir şeytan kuşunun gagasında ise 'yağ' yazılı bir kartuş vardır — döneme özgü simoni skandallarına bir gönderme olabilir.
Orta panel eserin kalbidir: Anthony derin düşünce hâlinde, bir eli kutsarken, öbür eli yıkık bir kulenin içindeki küçük hücresine işaret eder; orada minyatür bir İsa, çarmıhı gösterir. Bu sessiz sahne, yakınında şeytanlar ve siyahi bir rahibenin kutsadığı küfürlü ayine karşı durur; rahibe elinde bir kurbağa tutan bir kap taşımaktadır, kurbağa da bir yumurta tutmaktadır — cadılık ve şehvetin simgeleri. Domuz yüzlü, siyah giyimli bir şarkıcının başında sapkınlığı simgeleyen küçük bir baykuş vardır, sakat bir adam ise komünyona yaklaşmaktadır. Anthony dışa bakıp İsa'yı işaret ederken, panelde onun işaret ettiği yöne bakan tek bir kişi yoktur.
Arka planda bir şehir yanmaktadır — bu, Anthony'nin ergotizm ve yangına karşı sağladığı korumanın geleneksel simgesidir; St. Anthony Tarikatı keşişleri bu hastalığın tedavisine adanmıştı. 'St. Anthony ateşi' olarak da bilinen ergotizm, yanma hissi ve halüsinasyonlara yol açardı; araştırmacılar Bosch'un canavarca şiddet ve bozulmuş algı görüntülerinin bu hastalık bilgisiyle bağlantılı olabileceğini düşünür.
Sanat kategorisinden
Deniz Kenarında Keşiş
Uzun bir elbise içindeki tek bir figür, boş ve gri bir denize bakıyor — ve bu boşluk, sergilendiği anda büyük bir tartışma yarattı. 1810'da Berlin'de görücüye çıktığında kimse bu tabloyla ne yapacağını bilemedi.
Carnation, Lily, Lily, Rose
Bir Amerikalı ressam, İngiliz bir bahçede her akşam birkaç dakikalığına beliren mor alacakaranlığı yakalamak için batan güneşle yarıştı — ve bu yarış iki yıl sürdü.
The Apotheosis of Washington
ABD Kongre Binası'nın kubbesine bakarsanız, bulutların arasında tanrılaştırılmış George Washington'u görürsünüz — bir kurucu babanın söylenceye dönüştüğü an, tavana kazınmış hâlde.
Cupid’in Öpücüğü ile Yeniden Canlanan Psyche
Uykudaki bir ceset, ona değen bir kanat ucu ve mermerin nefes almayı öğrendiği o an — Antonio Canova'nın göze aldığı imkânsız sahne.
Felemenk Atasözleri
Bir köy meydanına bakın: bir adam sütuna dişleriyle asılıyor, bir başkası gün ışığını sepetle taşıyor, bir kadın kocasına mavi bir pelerin giydiriyor. Her hareket bir şaka — dilini bilene.
14 Yaşındaki Küçük Dansçı
Üzerinde gerçek bir tütü, başında insan saçından bir peruk vardı — ve 1881'de onu gören eleştirmenler sanki iğrenç bir şeyle karşı karşıyaymış gibi geri çekildiler.