Burton ve Speke: Nil'in Kaynağını Aramak
Dünyanın en uzun nehri, doğduğu yeri binlerce yıl sakladı — ta ki on dokuzuncu yüzyılda gözler büyük bir Afrika gölüne çevrilene dek.
Nil, dünyanın en uzun nehridir; ama insanlık tarihinin büyük bölümünde kimse onun nereden doğduğunu kesin olarak söyleyemedi. Hayatının her anını nehre bağlayan Antik Mısırlılar, Nil'in gökten geldiğine ve taşkın sularının yer altı dünyasından gizli yollarla ülkelerine ulaştığına inanıyorlardı. Nehri Hapi adıyla ilahlaştırıp insan biçiminde tasvir ettiler.
Yunan tarihçi Herodot, Nil'in kaynağı hakkında birbiriyle çelişen birçok anlatı derledi. Bunlardan birine göre nehir, dünyayı çevrelediğine inanılan Okeanus Irmağı'ndan doğuyordu. Bir başkasına göre Libya'dan çıkıyor, Etiyopya'dan geçip Mısır'a ulaşıyordu. Herodot'un aktardığı en ayrıntılı anlatım, Sais'teki Athene hazinesi yöneticilerinden geliyordu; onlara göre kaynak, günümüzdeki Asvan'a yakın Syene ve Elefantin civarındaydı — gerçek kaynaktan hâlâ çok güneyde bir tahmin.
Yüzyıllar sonra astronom Ptolemaios, Nil'in başlangıcını efsanevi 'Ay Dağları' olarak andığı bir sıradağa yerleştirdi. Bu isim daha sonra Uganda'daki Ruwenzori Dağları ile ilişkilendirildi; nitekim Nil havzasının en yüksek kaynaklarından bazıları bu dağların yamaçlarında bulunur — antik bir tahminin coğrafi gerçeğe bu denli yaklaşması dikkat çekicidir.
Sorunun sistemli biçimde araştırılması ancak on dokuzuncu yüzyılın sonlarında, Avrupalı kâşiflerin gözlerini Victoria Gölü'ne çevirmesiyle mümkün oldu; bugün Tanzanya, Uganda ve Kenya tarafından paylaşılan bu geniş göl, Uganda'nın Jinja kentindeki çıkışıyla Beyaz Nil'i besler. Bu keşif seferleri, uzun süre nehrin kaynağı sayılan noktayı belirlemiş kabul edilir.
Ancak Victoria Gölü meselenin sadece bir parçasıdır. Beyaz Nil'in en uzak başlangıç noktaları daha güneyde, havzanın en ücra köşelerinde yatar. Burundi'de, Victoria Gölü'ne dökülen Kagera Nehri'ni besleyen Ruvyironza Nehri'nin kollarından biri, uzun süre nehrin en güneydeki kaynağı sayıldı. 1937'de coğrafyacı Burkhart Waldecker, Rutovu kasabası yakınında, Kikizi Dağı civarında bu ıssız noktayı işaretleyen bir anıt diktirdi.
Keşifler kategorisinden
Humboldt: Doğayı Ölçen Kaşif
Bir zamanlar hasta ve sıradan bir çocuk sayılan bu Prusyalı asilzade, bir yanardağa tırmanıp dünya rekoru kıracak ve doğayı anlama biçimimizi baştan yazacaktı.
Cartier: Kanada'ya Adını Veren Yolculuk
Bir Bretonlu denizci, anlamını tam kavramadığı bir toprağa haç dikip krallık adına sahiplendi — sonra bir kışı, nehrin buzları içinde donmuş halde, bir yabancının verdiği çareye umut bağlayarak geçirdi.
Kartacalı Hanno: Afrika Kıyılarında Antik Bir Sefer
Altmış gemi, binlerce yolcu ve haritası olmayan bir kıyı: Kartacalı Hanno'nun seferi, tüylü ve düşman 'goril'lerin derileriyle Kartaca'ya döndü.
HMS Challenger: Okyanus Biliminin İlk Büyük Seferi
Topları sökülüp yerine mikroskoplar yerleştirilen bir savaş gemisi, o güne dek kimsenin ciddiye almadığı bir soruya yanıt aramak için Portsmouth'tan yola çıktı: okyanusun dibinde ne var?
Scott'un Trajedisi: Kutupta Yazılan Son Mektuplar
Beş adam dünyanın en ucuna ulaştı ve orada onları bekleyen bir Norveç bayrağı buldu. Ardından gelen zafer değil, buzda yavaşça çözülen ve bir asır boyunca unutulmayacak bir sondu.
Marco Polo: Kubilay Han'ın Sarayında
On beş yaşındaki bir çocuk, tanımadığı babasıyla ilk kez karşılaşır — kısa süre sonra kendini dünyanın en zengin sarayına giden yolda bulur. Yirmi dört yıl sonra döndüğünde, Venedik ona 'Bay Milyonlar' diyecektir.