Franklin Seferi: Buzlarda Kaybolan Gemiler
İki gemi, 138 mürettebat ve Kuzeybatı Geçidi'ni bulma hayali — hiçbiri evine dönemedi.
19 Mayıs 1845'te HMS Erebus ve HMS Terror, Thames Nehri'nin ağzından demir aldı. Gemilerde yıllarca yetecek kadar erzak, komutasında ise Kuzey kutbu ve deniz tecrübesiyle tanınan Sir John Franklin vardı. İki gemide toplam 138 mürettebat görev yapıyordu. Amaç, on yıllardır İngiliz Amirallik'in peşinde koştuğu hedefti: Kuzeybatı Geçidi'ni bulup geçmek ve yol boyunca manyetik veriler toplamak.
Franklin, kutuplara yabancı değildi; kariyerinin başında Spitsbergen'e yelken açmış, Trafalgar Muharebesi'nde bulunmuş, 1820'lerde Kanada Arktik kıyısı boyunca iki kara seferine liderlik etmişti. Yanında tecrübeli iki subay, Francis Crozier ve James Fitzjames, görev yapıyordu. Gemiler buzlu sulara dayanıklı hale getirilmişti; çift kat ahşap gövdeleri demirle kaplanmıştı, buhar motorları ise ilerlemek için değil buzu kırmak için tasarlanmıştı.
Sefer sakin başladı. Gemiler Britanya'nın doğu kıyısını izleyerek Orkney Adaları'nın yanından geçti ve Atlantik'e açıldı; Crozier'ın mektuplarına göre burada ağır fırtınalarla boğuştular. Arktik sulara girince Lancaster Boğazı'ndan sorunsuz geçtiler ve Beechey Adası'nda kışladılar. Ertesi sezon, elverişli koşullar sayesinde Cornwallis Adası'nın batı kıyısını izleyerek Peel Boğazı'na, ardından sonradan Franklin Boğazı adını alacak geçide ulaştılar. Ama Kral William Adası açıklarında, Victoria Boğazı'nda buzlar gemileri sardı ve bir daha bırakmadı.
Üç genç denizci erken dönemde öldü ve Beechey Adası'na gömüldü — yavaş yavaş büyüyecek bir felaketin ilk kurbanlarıydı. 1846 ilkbaharında buzlar erimedi; Erebus ve Terror on sekiz ay boyunca esir kaldı, stoklar azaldıkça azaldı. Franklin, Haziran 1847'de, gemiler hâlâ buz tutmuşken öldü. 22 Nisan 1848'de sağ kalan mürettebat gemileri terk edip sandallarını da çekerek Kuzey Amerika anakarasına doğru yola çıktı.
Yıllar sonra derlenen İnuit ifadelerine göre, zayıflamış, üniformalı onlarca adam yerli avcılardan yiyecek ve malzeme dilenmişti; bölgeyi tanımadıkları için hiçbiri hayatta kalamadı. 1933'te Kral William Adası'nda bulunan cesetler üzerinde yapılan otopsiler, gemilerin terk edilmesinden sonra mürettebat arasında yamyamlık yapıldığını belgeledi — bu da John Rae'nin 1854'teki raporlarını doğrular nitelikteydi.
Keşifler kategorisinden
Humboldt: Doğayı Ölçen Kaşif
Bir zamanlar hasta ve sıradan bir çocuk sayılan bu Prusyalı asilzade, bir yanardağa tırmanıp dünya rekoru kıracak ve doğayı anlama biçimimizi baştan yazacaktı.
Cartier: Kanada'ya Adını Veren Yolculuk
Bir Bretonlu denizci, anlamını tam kavramadığı bir toprağa haç dikip krallık adına sahiplendi — sonra bir kışı, nehrin buzları içinde donmuş halde, bir yabancının verdiği çareye umut bağlayarak geçirdi.
Kartacalı Hanno: Afrika Kıyılarında Antik Bir Sefer
Altmış gemi, binlerce yolcu ve haritası olmayan bir kıyı: Kartacalı Hanno'nun seferi, tüylü ve düşman 'goril'lerin derileriyle Kartaca'ya döndü.
HMS Challenger: Okyanus Biliminin İlk Büyük Seferi
Topları sökülüp yerine mikroskoplar yerleştirilen bir savaş gemisi, o güne dek kimsenin ciddiye almadığı bir soruya yanıt aramak için Portsmouth'tan yola çıktı: okyanusun dibinde ne var?
Scott'un Trajedisi: Kutupta Yazılan Son Mektuplar
Beş adam dünyanın en ucuna ulaştı ve orada onları bekleyen bir Norveç bayrağı buldu. Ardından gelen zafer değil, buzda yavaşça çözülen ve bir asır boyunca unutulmayacak bir sondu.
Marco Polo: Kubilay Han'ın Sarayında
On beş yaşındaki bir çocuk, tanımadığı babasıyla ilk kez karşılaşır — kısa süre sonra kendini dünyanın en zengin sarayına giden yolda bulur. Yirmi dört yıl sonra döndüğünde, Venedik ona 'Bay Milyonlar' diyecektir.