Ayçiçekleri: Van Gogh'un Sarı Tutkusu
Bir dostu evinde tutabilmek için sarıya boyadığı çiçekler, hem bir dostluğu hem de zamanı aştı — kimi zaman çorbayla saldırıya bile uğrayarak.
Vincent van Gogh, 1886 ile 1888 arasında kardeşi Theo ile birlikte Paris'te sessizce yaşadı; bu döneme dair elimizde çok az bilgi var. Ressamın ayçiçeği resimleri yaptığı ancak 1889 baharında ortaya çıktı — 1887'de yapılmış küçük bir seriydi bu, yerde yatan, kesilmiş, solmuş çiçekleri gösteriyordu. Vincent'la bir süre birlikte çalışan Paul Gauguin, bu Paris dönemi tablolardan ikisini edinmişti.
O bahar Gauguin, Arles'te bıraktığı bazı çalışmalar karşılığında Vincent'ın daha yeni ayçiçeği tablolarından birini istedi. Vincent buna öfkeyle karşı çıktı; Theo'ya yazdığı mektupta Gauguin'in böyle bir talepte bulunmaya 'kesinlikle hakkı olmadığını' söyledi — zaten elinde iki Paris ayçiçeği vardı, bu yeterliydi. Değişim Gauguin'in istediği gibi gerçekleşmedi; Vincent kendi tablolarını elinde tuttu.
Asıl dönüşüm Ağustos 1888'de Arles'te yaşandı. Theo'ya 21 ya da 22 Ağustos 1888 tarihli mektubunda, büyük ayçiçekleri söz konusu olduğunda 'bir Marsilyalının bouillabaisse yerken duyduğu iştahla' resim yaptığını anlatıyordu. O sırada aynı anda üç tuval üzerinde çalışıyordu; amacı belliydi: Gauguin'le birlikte bir atölyeyi paylaşmayı umuyor ve o atölyeyi süslemek için 'sadece büyük ayçiçekleri' istiyordu — yakınında tutmak istediği bir dosta boyayla yapılmış bir karşılama.
O Ağustos'ta yapılan versiyonlar, Vincent'ın kendi tarifleriyle tam örtüşmüyor. Tuval boyutları söylediklerinden farklı, çiçek sayıları da giderek artıyor — on iki ya da on dört dediği yerde on beş ya da on altı çiçek beliriyor. Bu değişikliklerin bir kısmı ıslak boya üzerine ıslak boyayla yapılmış, yani gerçek revizyonlar; bu değişiklikler Vincent'ın Ocak 1889'da dördüncü versiyonun tekrarlarını yaparken de aynen korunmuş.
O Ocak tekrarları artık bıraktığı halleriyle durmuyor. Amsterdam versiyonuna üstten muhtemelen Vincent'ın kendisi tarafından bir tahta şerit eklenmiş. Tokyo versiyonu ise daha sonra, muhtemelen ilk sahibi Émile Schuffenecker tarafından, dört yanından tuval şeritleriyle büyütülmüş. 2000'lerde bu tablonun özgünlüğü hakkında kısa süreli bir tartışma çıktı — Schuffenecker ya da Gauguin'in parmağı olabileceği ileri sürüldü — ama çoğu uzman eserin gerçek bir Van Gogh olduğunu kabul ediyor.
Sanat kategorisinden
Deniz Kenarında Keşiş
Uzun bir elbise içindeki tek bir figür, boş ve gri bir denize bakıyor — ve bu boşluk, sergilendiği anda büyük bir tartışma yarattı. 1810'da Berlin'de görücüye çıktığında kimse bu tabloyla ne yapacağını bilemedi.
Carnation, Lily, Lily, Rose
Bir Amerikalı ressam, İngiliz bir bahçede her akşam birkaç dakikalığına beliren mor alacakaranlığı yakalamak için batan güneşle yarıştı — ve bu yarış iki yıl sürdü.
The Apotheosis of Washington
ABD Kongre Binası'nın kubbesine bakarsanız, bulutların arasında tanrılaştırılmış George Washington'u görürsünüz — bir kurucu babanın söylenceye dönüştüğü an, tavana kazınmış hâlde.
Cupid’in Öpücüğü ile Yeniden Canlanan Psyche
Uykudaki bir ceset, ona değen bir kanat ucu ve mermerin nefes almayı öğrendiği o an — Antonio Canova'nın göze aldığı imkânsız sahne.
Felemenk Atasözleri
Bir köy meydanına bakın: bir adam sütuna dişleriyle asılıyor, bir başkası gün ışığını sepetle taşıyor, bir kadın kocasına mavi bir pelerin giydiriyor. Her hareket bir şaka — dilini bilene.
14 Yaşındaki Küçük Dansçı
Üzerinde gerçek bir tütü, başında insan saçından bir peruk vardı — ve 1881'de onu gören eleştirmenler sanki iğrenç bir şeyle karşı karşıyaymış gibi geri çekildiler.